Feeds:
Yazılar
Yorumlar

‘Bebek Sağlığı’ Kategorisi için Arşiv

http://anakucagi.wordpress.com/2012/10/02/29-ay-kontrolu-bezimden-neden-vazgecmem-tuvalet-egitimi-1/ yazısından devam edelim…

Küçük kızımız büyürken nasıl ve ne zaman öğreneceğini merak ettiğim üç konu vardı. Acaba ne zaman yürüyecek, ilk kelimesi ne olacak/bizimle ne zaman sohbet edecek ve en zorlu gibi görünen tuvalet eğitimini nasıl çözeceğiz. Tabi ki bu evrelerin tamamlanması adım adım ve süreye yayılarak gelişiyor ve bunları tam olarak ne zaman yapacağına kuzunuzun hazır olduğunda kendisi karar veriyor. Fakat bunlara hazırlık aşaması da kuzunuzun bebekliğinden itibaren çevresindekilerden öğrendikleriyle oluşuyor. Bu konuları erken yapması zeki olduğu veya tam tersi geç yapması da yaşıtlarından geri olduğu anlamına gelmiyor. Büyürken küçük kuzunuzda temizlik, güvenlik, tuvalet eğitimi gibi konularda kurallar olmalı ancak genel olarak hedefimizin ters tepmesine sebep olacak zorlama hiç olmamalı. Özellikle tuvalet eğitiminde başarısız olunan her girişimden sonra 3 ay ara verildiği düşünülürse sabırlı ve sempatik olmak herkes için en uygunu:))

fotografcı defneÇocuğunuz tuvalet eğitimine hazır mı?

Kuruluk takibi:
Tuvalet eğitimine girişmeden önce yavrunuzun fizyolojik olarak buna hazır olup olmadığını bilmek gerek.  20 aylıktan küçük olan çocukların kasları henüz tam gelişmediğinden çişlerini tutmak konusunda pek başarılı olamazlar. Ancak istisnalar da olabilir. Arkadaşımın kızı Nilsu yazın artan pişik şikayetinin ciddi boyuta ulaşmasından dolayı tuvalet eğitimini 20 aylık olmadan çok önce almış örneklerdendir. Kuruluk takibi çok basit. Çocuğunuzun bezini gün içinde kontrol ederek 1-2 saat kuru kalabiliyor mu ve arada sırada olsa sabahları kuru kalkıyor mu diye bakalım.

Komutları anlayıp, uygulayabiliyor mu?
Basitçe komutları anlayıp (gel, otur, kalk, tut gibi), sizin yönlendirmenizle de olsa yerine getirebiliyor mu, bazı ihiyaçlarını dile getirebiliyor mu? Belki de Nilsu’mun ilk sözcüğü çişti :)

Pantolonunu/eteğini ve kilodunu aşağı indirme,  yukarı çekme gibi basit işlemleri yerine getirebiliyor mu? Kuzunuz küçük olsa da özellikle tuvalet eğitiminde işe yarayacağı için onu giydirirken işlemleri anlatın ve ondan yardımcı olmasını isteyin. “Pantolonumuzu ilk önce ayağımızdan geçiriyoruz ve şöyle giyiyoruz veya şimdi çamaşırını sen yukarı çek tatlım” gibi…

Düzen kontrolü?
Çocuğunuzun büyük tuvaleti  yaklaşık aynı saatlerde mi oluyor? Bazı küçüklerde çalar saat gibi dakik olan kaka saati bazılarında o kadar da hassas değildir. Kızım kaka konusunda çok düzenliydi. Hatta muz yedikten tam yarım saat sonra bezimiz değişirdi.

Ayrıca tuvalet ihtiyacı olan kuzunuzu gözlemleyin. Tuvaletini yapmadan önce yüz ifadesi değişiyor mu, koltuğun/masanın arkasına saklanıyor mu veya sizin dikkatinizi çekmeye çalışıyor mu? Benim kuzum kaka öncesi terlemeye başlardı, hareketleri yavaşlar ve koltuğun arkasına saklanırdı. Merak edip yanına gitmek istediğimizde bizi elleriyle işaret ederek şiddetle uzaklaştırmaya çalışırdı. Bunu doktorumuza tarif ettiğimizde kaka eğitimine hazır olmaya başlamış, birkaç ay bekleyip öyle eğitime başlayın demişti.

Koku hassasiyeti ve merakı gelişiyor

Temilizlik ve düzen konusundaki hassasiyetine bir de aşırı gelişen koku alma duyuları eklenince ıslak ve kötü kokan bezden kurtulma isteği oluşur. Bunlara bir de yakınlarındaki arkadaş, kardeş ve büyüklerin tuvalet alışkanlıklarının merak edimesi ve hatta onları izleme isteğiyle taklit etme davranışı ekleniyor.

Yakında önemli bir değişiklik olacak mı?
Çocuğumuzun fiziksel hazırlığını kontrol ettik. Şimdi de duygusal şartları gözden geçirelim. Tuvalet eğitimi vermeyi planladığınız dönemde ailenizde çocuğunuzu etkileyecek kararlar alınacak mı? Örneğin yeni bir yere taşınma, çocuğunuza bakan kişinin değişimi, aileye yeni katılan kardeş veya seyahat gibi anne babadan bir süre ayrılması gibi… Yakın zamanda bunlardan birisi olacaksa tuvalet eğitimi planını biraz ertelerseniz daha iyi olabilir..

Benim için tuvalet eğitimi neden önemliydi?

Kirli tuvaletle karşılaşma fobisi olan birisi olarak plan yaparken ilk dikkat ettiğim konu bu olurdu. Doğal olarak herhangi bir zamanda herhangi bir yerde sürpriz şekilde tuvalet kullanma fikri kızım için bile olsa beni acayip korkutuyordu. Bu yüzden tuvalet eğitimine başlama fikri için kuzumdan çok benim hazır olmam gerekiyordu. Fakat eskiden rahat etmemizi sağlayan çocuk bezli hayat büyüyen kuzumuzun bez değiştirirken yaşattığı sorunlarla zorlu hale gelmeye başlamıştı. Bebek alt değiştirme yerleri sanki 0-6 aylık bebekler için yapılmıştı. Kızımı üzerine koyunca kırılacakmış gibi esnemeye başlıyordu ve ben de alttan dizimle destek yapıp tek ayak üstünde hızlıca değiştirmeye çalışıyordum ve işlem bitmeden nefes nefese kalıyordum. Peki o zaman ayakta değiştirmeyi deneyelim dedim, bu daha da zor oldu. Kaka bezde durduğu gibi durmuyor ki :)  Ayrıca her şeyi yiyebilen kuzunuzun alt değişimi sonrası değil odadan, binadan hızla kaçmak istiyor insan! Hele pişik olan popoyu iyileştirme çabaları azımsanacak gibi değildi. Ayrıca bu iş pek de ekonomik sayılmazdı :) Eklemek istediğim son sebep, oyun grubu/okul çağı yaklaşan küçükler için bazı kurumların tuvalet eğitimini şart koştuklarını öğrenmemizdi. Sonunda bezi ne kadar erken çıkartırsak o kadar iyi olacağını kabullenip kızıma ve bana yardımcı olacak birkaç kitap edindim.

bir günden kısa sürede tuvalet eğitimiKonu hakkında okuyun bilgi edinin

Kendim için “Bir günden kısa sürede tuvalet eğitimi” kitabı

Sabır, stres ve sürprizlerin olduğu bu sürecin sadece bir gün sürme ihtimali bile insanı rahatlatabiliyor. Kitabı tavsiye eden arkadaşım bir mucize anlatır gibiydi :) Hemen okudum… Arkadaşım Zerrin’le sohbet ederken bir kaç başarısız deneme sonunda artık halılardan kaka topladığını ve neredeyse delirmek üzere olduğunu söyleyen bir başka arkadaşına bu kitabı tavsiye ettim. O arkadaş da kısa sürede işe yaradığını söyleyince sevindim ve açıkçası kendi adıma rahatladım.

Uzman iki psikolog tarafından (Dr. Nathan Azrin ve Dr. Richard M. Foxx) öğrenme güçlüğü çeken çocuklar için geliştirilen bu programda amaçları çocukların tuvalet ihtiyaçlarını kendi başlarına gidermelerini sağlamak. Kitapta sürecin mantığı adım adım çok güzel şekilde aktarılıyor. Günlük dil kullanarak verdiği örneklerle kişiyi oluşabilecek aksiliklere çok güzel hazırlıyor.

Başlangıçta oyuncakçıdan alacağınız çiş yapan bebeklerden birine tuvalet eğitimi veren çocuk, kendi tuvalet ihtiyacını nasıl karşılayacağını ve hangi eylemleriyle onay (ödül, övgü, taktir…) alacağını öğreniyor. Kitaptan kısaca aktarırsam oyuncak bebeğe eğitim kilodu giydirip su içirilir. Çocuğa bebeğin çişinin geldiğini, bebeği tuvalete götürmesinde, kilodunu indirmesinde, lazımlığa oturmasında yardımcı olması söylenir. Bebek çiş yaparken çocuk onu izler, sonra çocuğunuzun (bebeği yaptığından dolayı) övmesi teşvik edilir “aferin bebeğimiz büyük olmuş ve artık çişini tuvalete yapıyor”. Bebeği sevdirilir, ne kadar mutlu olduğunu göstermesi için alkışlaması sağlanır (Çünkü tuvaletini yaptıktan sonra taktir edilen kendisi, mutlu olan da anne veya eğitimi veren kişi olacaktır). Hatta sonrasında oyuncak bebek sevilen bir mamayla ödüllendirilir ki çocuğunuz büyük çocuk gibi kendisi tuvalete çiş yaptığında bunları yiyemeyen bebeğin ödülünden yiyebileceğini bilsin. Devamında çocuğa bebeğin kilodunu çekmesi ve lazımlıktaki çişini boşaltması için de yardımcı olması söylenir. Sonrasında çiş tuvalete dökülür, sifona basılır ve lazımlık yerine konulur. Eğitimin başında kullanılan bebeğin kilodunun kuru olup olmadığı kontrol ettirilir ve oyuncak bebek ile işbirliği çocuğunuz düzeni tam olarak anlayana kadar devam eder…

baybay bezim_kızımın_ oğlumun tuvalet kitabıÇocuğunuza kitap,
Çocuklar için de çok güzel kitaplar var. Biz iki tanesinden faydalanmıştık. “Kızımın tuvalet kitabı” klozet kapağı şeklinde eğlenceli kapağı ve sert sayfaları ile tutması, okuması kolay bir kitap. Erkek çocuk anneleri, tavsiye ettiğim bu kitabın oğlunuz için olanı da var. Resimleri, dili net ve güzel. İkinci kitap en çok bilinen “bay bay bezim”. Çocuğun hissettiklerini de anlatan kitabın o kısmını okurken olumlu cümlelerle değiştirmiştim. Çünkü kızımın “bak kitaptaki çocuk da benim gibi davranıyor” diyerek bunu kaçış yolu için kullandığını farketmiştim :)) Cümlelerimizi onun kafasını karıştırmayacak gibi seçmeye özen gösterdik bir süreliğine.

Önce konu hakkında konuştuk.
Bir hafta boyunca tuvalet eğitimine ön hazırlık sohbetleri yapmıştık. Büyümenin ne kadar güzel bir şey olduğu hakkında olumlu konuşmuştuk. El yıkama, kendisinin bardaktan su içmesi ve paylaşma gibi büyümüş olma davranışlarını takdir etmiştik. (Bunları yaparken kuzunuzun yaşını unutmayın ve büyüme beklentinizi bunu düşünerek abartmayın :) Sohbet konumuza iç çamaşırı giymenin ne kadar rahat olduğu, aileden arkadaşlardan tuvaletini bezine yapmayanlardan örneklemeleri vermiştik. Ancak vücudunun bir parçası gibi uzun zamandır onunla olan bezini kötülemeden, rahatlık ve eğlence üzerine giderek yapmıştık. Kendi cinsinden arkadaş/ablasının tuvalet işlemlerini izleyip sıralamayı görmesini sağlamak da çok etkili. Hatta özellikle yaptığımız ziyaretimizde Zeliş’in kızı Nilsu tuvaleti kullanınca hepimiz çok sevinip alkışladık. Onu çişini tuvalete yaptığı için tebrik ettik. Önceleri düşüncesi beni rahatsız etse de kuzumu hissedecekleri konusunda rahatlatmak için birkaç kez ‘çişim geldi hemen tuvalete gitmeliyim’ diyerek onun da benimle gelmesine izin vermiştim. Bunu yaparken bir yandan da tarif etmiştim. Sonra popişi tuvalet kağıdıyla kurulayıp çamaşırlarımızı çekip belimizi  toplayalım. Dilersen sifonu sen çekebilirsin. Alkışşş kızıma hadi şimdi bol köpükle ellerimizi yıkayalım sonra da kurulayalım. Oh çişimi yaptım tuvalete attım ve rahatladım diye şarkı söylerdik her seferinde. Tabi burada cinsellik detaylarına takılmaması sağlayacak gibi hareket etmeliyiz. Bir de tam onun seveceği gibi özendirici çamaşırlarla dikkatini çekip sen de çişini tuvalete yaptığında renkli çamaşırların olacak mesajı vermiştim. Hatta mağazaya gidip onun için güzel çamaşırları birlikte seçmiştik.

Ayrıca alışverişte ödül için “bir günde tuvalet eğitimi kitabında” çocuklar sever diye cips önerisi olsa da onları tercih etmediğimizden ve ödülüne bakıp sonrasında da kendiyle gurur duysun diye yapışkanlı kedi çıkartmaları almıştık.

lazımlık_tabure_klozet kapak aparatıLazımlık alırken nelere dikkat edelim
Bu konuda çiş yapıldıktan sonra müzik çalıp ödüllendiren havalı lazımlıktan orta karar lazımlığa kadar seçenek çoktu. Kolay takıp çıkartılabilen, oturup kalkarken devrilmeyecek sağlamlıkta ve pahalı olmayan bir tane almıştık. Üstüne birlikte adını yazıp birkaç tane de yapıştırma ile süsleyip kızıma ait hale getirdik.
Çişin/kakan geldiğinde buraya yapman için tatlım ve bu sana ait diyerek lazımlığı banyoya yerleştirdik ve ona alışması için süre tanıdık.

Bir de dışarıda gördüğü gibi klozeti tercih ederse diye klozet kapak aparatı aldık (lazımlık veya klozet ikisi de aynı işlem için mesajı vermiş olduk). Lazımlık gibi neye dikkat edeceğimizi bilmediğimizden deneme yanılma yaparak birkaç tane almıştık :) Bu sallanıyor çocuk düşmekten korktu, bu çok sertmiş beş dakika sonra bacakları acıdığı için kıpırdanmaya başladı, bu hem yumuşak, hem güvenli hem de üstündeki karakterlerle eğlenceliymiş. (Klozet aparatını dışarıya gezmeye çıkarken yanınıza alıp kullanmak da çok pratik oluyor)

Son olarak ellerini yıkarken, klozeti kullanırken ihtiyacı olacak yine sağlam, geniş, yüksek olmayan plastik destek/tabure aldık (unutmayın işlevi önemli fiyatı değil )

Herkes hazır olduğuna göre başlayabiliriz.

Mini bilgi: Yabancı kaynaklarda tek kullanımlık, daha emici, kazaların çok belirgin göründüğü ve yanlardan yırtılarak çıkartıldığı için kullanımı çok kolay  olan ‘eğitim külotları’ndan bahsedilir. Alıştırmanın başlarında kullanılan ve araba, misafirlik gibi ortamlarda rahatlık sağlayan bu külotlardan piyasada bulamamıştım. İnternette tekrar baktım hala yoktu. Karşınıza çıktığında “eğitim külodu” nedir diye merak edenler için aktardım. Eğitim küloduyla alıştırma külotları farklı özelliklere sahipler:)

kedi defneBizim ilk denememiz başarısız oldu, çünkü;

Doktorumuz diş fırçalama ve tuvalet konusuna oldukça erken girmişti ve hatta lazımlıkla başlamak yerine uygun tuvalet kapağı alıp klozette başlamamızı önermişti. Böylece lazımlıktan sonra bir de klozete geçiş adımı olmayacaktı. Fakat her nasıl olmuşsa kızımda tuvalet eğitiminin klozetle başlandığı dönem başarısız olmuştu. Sonra kendisinden öğrendik ki klozetin içine düşmekten korkuyormuş. O deliğe düşersem ben nereye giderim düşüncesi onu daha klozetteki oturağına oturtamadan gergin bir mücadeleye dönüşüyordu. Tabi napalım olmadı diyerek ısrarcı olmayıp eğitimimizi ertelemiştik ve bir sonraki başlangıçı lazımlıkla yapmıştık.

Eğitime kendi isteğiyle başladı

Kuzucum kendinden bir yaş büyük Kuzey’in doğum günü dönüşünde 27 aylıkken “ben de büyükler gibi Kuzey gibi tuvaleti kullanmak istiyorum” dediğinde acayip mutlu olmuştuk. Haziran ortası olduğu için popişini gün içinde özgür bırakmıştık. Bezi olmadan dolaşması hoşuna gidecek ve bezi olmadan tuvaletinin gelmesinin nasıl bir şey olduğunu öğrenecektir.

Kısaca biz neler yaptık

Eğitim döneminde kolay çıkartılabilmesi için mümkün olduğunca hafif giydirilmeli. Çıtçıtlar, bağcıklar zaman kaybına neden olmamalı. Evimizin bahçeli oluşu kazalarda çok işe yaramıştı. Lazımlık hemen yakınlarda olduğu için oyunu fazla bölünmeden denemelerimiz başlamıştı. Oyun esnasında vücut sinyallerini sürekli takip etmek dışında sık sık “çişin var mı kızım” diye sorup, hayır cevabı olunca “hadi lazımlığa biraz oturalım” diyerek yönlendiriyorduk. Oyun alanından lazımlığa gidilen arada heyecanlı şekilde “hadi koşalım koşalım” diye şarkı uydurup sürece eğlence katıyorduk. 20 – 30 dk da bir lazımlık ziyaretini zorlamadan yapmayı kolaylaştırmak için bol bol sıvı içirin, lazımlıkta otururken büyüklerimizin yaptığı gibi “çişşşşşş” sesi çıkartmak dışında musluğu da açabilirsiniz gerçekten işe yarıyor. Lazımlıkta oturmak istemediğinde yanımızda götürdüğümüz sevdiği bir oyuncak veya ilgisini çekecek bir hikaye çoğunlukla işe yarıyor. Fakat direnip kalkmak isterse zorlamayın, kızmayın ve sakın suçlamayın. Bazen lazımlık davetinden önce bacaklardan süzülen çiş olurdu yine de lazımlığa gidilip işlem orda içten bir övgü ile tamamlanmalı. Ne kadar çok pratik o kadar iyi :) Tuvalet kullanan arkadaş ziyaretleri de devam etti. Sonra doktorumuzun önerdiği şekilde bezin pahalılığı ve paramızın ancak beze yettiği ve seçtiği oyuncağı alamayacağımızla ilgili minik bilinçaltı oyununu uyguladık. Birkaç gün sonunda arkadaş ziyareti dönüşü bakıcı ablasına söylediği “artık bezi kullanmak istemiyorum çöpe atalım” müjdesi bize telefonla verilmişti. Sonrasında oyuna dalıp kaza yapması engellensin diye sıkı takip yapıldı. Yatma saatine doğru içecekler azaltıldı (gün içinde sıvı azaltımı yapılmamalı) ve her sabah uyanır uyanmaz yapılan tuvalet ziyareti akşam yatma öncesinde de tekrarlandı.

alıştırma kilotlarıGece kazalara karşı morali bozulmasın diye kuzumuz uyuduktan sonra o farketmeden bez bağladık ve yine o farketmeden bezi çıkartıp sabah çiş törenimizi yaptık. Bu arada yatağının altına özel kaplama su geçirmez alez serdik. Geceleri birkaç defa bağlanan bez, yerini alıştırma külotlarına bıraktı. Bu külotları çocuk malzemeleri satan her yerde bulabilirsiniz. Evdeki alt değiştirme malzemeleri, istediğinde onun erişebileceği bir yere, kuzunun onayı alınarak kaldırıldı. Bir süre sonra kalan en son bezi de (son olduğu söyleyip) oyuncak bebeğinde kullanması için ona verdik. Fazla olan diğer malzemeler daha küçük arkadaşlara hediye edildi. Akşam eve geldiğimde beni kapıda t-shirt’üne yapışmış kedi çıkartmalı ödüllü ve gururlu küçük karşılıyordu. “Baaak anne ben ödül kazandım!” heyecanını hepimizle paylaşıyordu. Birkaç gün sonra hafta sonu geldi ve plan işlesin, düzen değişmesin diye farklı bir aktivite yapmaktan sakındık, cumartesi gününü birkaç kaza temizleyerek evimizde geçirdik.

Pazar günü sürpriz şekilde büyük anneanne ve kuzen ziyareti  önce bizi tedirgin etse de onlara “biliyor musunuz Defne artık büyüdüğü için bez kullanmıyor bizim tuvaleti kullanıyor” haberini neşeyle verip durumu onun yanında sohbet eder gibi paylaştık. Hepsi kuzuyu kutladı, ondan 2 yaş küçük kuzene Defne ablası örnek gösterildi. Fakat sonra heyecan, duygu değişimi (kıskançlık dahil) ile sormaya fırsat vermeden kazalar oluşmaya başladı. Islak halimizle de olsa lazımlığa gidildi birkaç damla için de olsa sıralama tamamlanıp kuru kıyafetler giyildi. Zaman zaman başka kazalar oldu tabi. Özellikle lazımlığa oturup bir anda kalktığı için halıya sıçrayan çişler kakalar bir ara epey moral bozsa da kuzuya belli etmedik. Bu tip küçük kazaların olabileceğine örnekler verip onu bize karşı rahatlattık ve asla başaramıyacağımızı itiraf etmedik :)

salıncakta defneGece biz bağlayalım mı? 

Gece bez bağlamadık, Kuzumuz uyuduktan sonra yakalanmadan alıştırma kilodu giydirdik. Bir sabah elimizi çabuk tutamadığımızda kilodu çıkartamadan yakalandık. “aaa bana bez bağlamışsınız artık çişimi tutmayacak mıyım” dedi. Demek çaktırmadan giydirip çıkartın demeleri bu yüzdenmiş. Tabi hızlıca topladık konuyu. “Defne’cim bu bez değil kalın kilot. Kalın çünkü gece odan soğuktu sen üşüme diye bunu giydirdik. Diğer kilotların yıkandığı için ıslaktı kuruyunca onlardan giyeceksin”. Bir daha alıştırma kilodu da giydirmedik. Fakat gece sık kontrol ettik. Uyurken çişi geldiğini nasıl anladık? Huzursuz, bacaklarını hareket ettirip döndüğü an sakince onu uyandırmadan lazımlığa oturtup çişini yaptırdık. Yine de kaza olunca konuyu uzatmadan, üzerinde durmadan kurularıyla değiştirip hayal kırıklığına uğramadığımızı gösteriyorduk.

İlk bezssiz dışarı çıkmamızı da yakın mesafe olarak planladık. Çıkmadan çiş yapıldı ve saate bakıldı. Acayip heyecanlıydım nasıl olacak acaba diye, gözüm sürekli saatteydi…20 dk dolaştıktan sonra tuvaleti olan mekana girdik. Orada ilgili kişiye Defne’nin artık tuvaleti kullandığını belirtip  ihtiyacımız olduğu için yerini sorduk (neredeyse herkes duymuştu bu konuşmayı). “tuvaletim yok” dese de az da olsa çişimizi yaptık. Dışarıda da tebriklerimizi aldık. İnsanların ilgisi ve halden anlaması sizi çok rahatlatıyor. Bir hafta on gün sonunda kuzumuz artık tuvalet eğitimin tamamlamıştı. Bezini hiç sormadı, çamaşırlarına bayıldı.

Sizin için sadece kaka, onun için kendinden bir parça

Kendinizi küçük kazalara, yerdeki damlalara aldırmamaya alıştırmalısınız ve sabırlı olmalısınız. Kötü kokudan kurtulalım gibi olumsuz tanımlamalar yapmaktan kaçınmak çok önemli, sizin için kaka olan şey minnoş için kendinden çıkan önemli bir parça oluyor. Feda etmek istemediği gibi sifonu çekerken “o beniiiim gitmesin, geri gelsin” bile diyebiliyor (o anda istifinizi hiç bozmayın, aynı neşeli ses tonuyla kakanın arkadaşlarına gittiğini söyleyin ve birlikte el sallayarak uğurlayın)… Hazırlık aşamasında aradaki bağlantıyı daha rahat kurmasına yardımcı olmak için bezindeki kakayı tuvalete atıp sifonu birlikte çekiyorduk. Ayrıca çocuğunuz rahat olana kadar lazımlığı eğer isterse farklı mekanlara taşımasına izin verin.

Dil birliği yapın.

Nasıl davranmamız gerektiği hakkında öğrendiklerimizi bakıcı ablamız İlkay’a da anlatıp dil birliği sağlamıştık. Herkes aynı tanımı kullanmalı. Yani birisi hadi tuvalete derken diğeri lazımlığa veya kaka yapmaya dememeli…

en sevdiğim ödülMümkünse aranızda konuyla ilgili bağ kurun. En sevdiğim ses :)
Kuzucum sabırsız olduğunda lazımlıktan kalkmak istediğinde “hadi bakalım anne en sevdiği sesi duymak için bekliyor” diye motivasyon cümleleri kurmak epey işe yaramıştı. Hala bile işe yarıyor. Şimdi kuzucum beni yanına çağırmak için “aneeee en sevdiğin sesi duymak ister misin?” diye teklifte bulunuyor. Gece tuvalete kaldırdığımızda uykusu çok ağırsa “annenin en sevdiği sesi çıkart kuzucuk” dediğimizde çiş = annenin en sevdiği ses olarak işlemi tamamlıyor.

Lazımlık kaçamak konusu olabilir mi?

Evet birkaç gece uyumamak için “ benim çişim var” diye lazımlığın üzerinde zaman geçirmeye veya lazımlığı şuraya, buraya taşıyalım teklifinde bulunmaya başladı. Bas bayağı bizimle oyun oynuyordu. Hemen dikkatini güzel bir kitapla dağıtıp inadını kırdık ve uyku törenini kısa süreliğine erteledik. Şirketten bir arkadaşım ilkokulda lazımlığı televizyon karşısına getirip kullandığını anlatarak bizi şaşırtmıştı. İzin versen ne kadar ileri gideceklerinin iyi bir örneğiydi :)

Çok fazla uyarı ters tepebilir.

Malesef kaka konusunda bunu yaşadık. Huzursuzlanan, karnı ağrıyan kuzuyu “hadi kızım kakaları tuvalete gönderelim” dedikçe yapmadı. Yapmadığı için sertleşen kaka canını yaktı, canım yanacak diye tutu ve bu bir kısır döngü oldu. Zaten bazı çocuklarda kabızlık yatkınlığı daha fazla olur. Zeytinyağı, yenilen kayısı içilen sıvılar işe yaramaz hale geldi. Sonunda düzenli olarak ev yapımı kefir içirerek bağırsaklarını rahatlattık. Fakat evde birbirimizi baskı yapmayalım diye de uyarmak zorunda kalmıştık.

Stres yapmayın çocuğunuz en sonunda başarılı olacaktır

Sabırlı olun, zorlamayın, suçlamayın, yavaş ilerlemeyi kişisel algılamayın, tuvalette kavga etmeyin, umudunuzu yitirmeyin. Eğer ödül sistemi işe yaramıyorsa o faslı kapatın ve zorlandığınızı hissediyorsanız çekinmeden doktoru veya öğretmeninden yardım isteyin. Onların 3. kişi olarak çocuğa karşı birkaç sözcüğü bizlerin dil dökmelerinden daha etkili oluyor. Sonra bir bakmışsınız bitmeyecek gibi görünen bu süreç bitmiş bile. En inatçı kuzucuklar bile tuvalet alışkanlığını rutine bağlayacaklardır. Tıpkı yürümek ve konuşmak gibi yapacak ve olup bitecek :)

Eğitim oturana kadar aynı oyun grubunda yaşıtı ve en yakın arkadaşı tuvalet eğitiminde geri adım atıyorsa sizinki buna mümkün olduğunca az şahit olmalı. Bazen oyunu bölmek zor geldiği ve kafasının karışması da işine geldiği için başarısızlıklarla beze geri döndürme isteğinde bulunabilir. “hani büyüdüğümüz için bezi bırakmıştık, bak arkadaşım hala kullanıyor” tepkisi aslında sanki bez kullanma özgürlüğünü kaybetmiş gibi sitemle dile gelmişti. Ayrıca diğer annelerle başarısızlık hikayelerini çocuğunuzun duyacağı şekilde paylaşmayın. Bu onu üzer veya dikkat çektiğini düşünüp yanlış fikre kapılabilir.

Bizim genel olarak yaşadıklarımız bunlardı. Sanıyorum az çok sizin yaşayacaklarınız da bunlara benzeyecektir. Umarım anlattıklarımın biraz yardımı dokunmuştur .

Kuru ve keyifli günler diliyorum. Sevgiler…

Read Full Post »

Bezimden Neden Vazgeçmem

Defnecik ateşle uyanmıştı ve karın ağrısından (bir önceki gün kakası çok kötü kokuyordu) şikayet etmişti. Özellikle hastalıkta konuşabilmesi ne güzel diyor insan. Sıkıntılarını söyleyebiliyorlar. Ateşi çıktığı an takibe almıştık ancak bizi asıl telaşlandıran yatağında dinlenirken birden titremeye başlamasıydı. Henüz öksürüğümüz yoktu ve tıkalı olan burnu doktorumuza geldiğimizde yavaştan akmaya başlamıştı. Aslında büyük bir salgının olduğu dönemdeydik.

Niye ağlıyorsun, oyun oynanırken ağlanır mı? Oyun oynanırken ağlanmaz kiiiii. Şimdi seninle oyun oynayacağız, doktor teyze balon verecek, bisküvi verecek tamam mı?

Evde izin versek kıyafetlerini çıkartıp tüm gün çıplak koşturma hevesine karşılık doktorda çıkartmayalım diye bütün kıyafetlerine yapışıp, direnen küçük güçlü bir keçi oldu. “Hayııılll, babaaaaa”lar gözyaşı ve balon balon olan sümüklerle birbirine karıştı. Muayenede ağzı, boğazı çok kötüydü. El ayak hastalığına benziyordu. “İshal olabilir, bu hastalık kulağı çok sevdiği için kulak temizliği çok önemli” bilgisine yeni birşey daha ekledik. Kulak kirimizi bişey sokarak temizleyemeyeceğimiz için eskilerin usulüne benzeyen negatif basınçla tüm kirleri tutup çeken özel bir mekanizma önerdi (ilaç desen ilaç değil ama eczaneden satılan bişey yani). Hatta korkmasın diye yanağının üzerine yatar /uyur şekildeyken uygulayacaktık. İki adet çıkan ürün hiç canını yakmadan, kolayca kulaklarını temizlememize yardımcı olmuştu. Tam olmasa bile kirini yerinden oynattığı için daha sonra kendi kendine akmasını sağlamıştı. Babacı kuzumuzun tüm mümükleri hepimize bulaştı, silmek zaman aldı desem abartmış olmam. Ben Defne değilim, Doktor Defne’yim diye evcilik oynayan kuzumuz yaygarayla kendini ölçtürdü, kilosunu tarttırdı. En zor kısmı üçümüzü bile savurup attığı boy ölçme kısmıydı. Sonundaaa doktorumuz masaya birkaç pat pat yapıp otoriter şekilde “duyamıyorum, biraz sesiz olalım,” uyarısında bulununca bir anda sakinleşti ve yavaşça sustu. “Artık başım ağrıyor lütfen ağlamayalım, sessizlik, bitti artık herşey, hem muayene olurken ağlanır mı canım? “ 5 cm uzayan boyumuzla memnun olduk. Rüşvetle ileri geri yürümesi sağlanarak adım atışları da kontrol edildi. Damağında viral enfeksiyon kaynaklı döküntüler vardı. İç çeke çeke sakinleşen kuzu giyinme karşılığı balon ve bisküvi ödülünü hemen kabul etti. Aslında çok güldüğüm traji-komik bir muayene süreciydi. Doktorumuzun kuzumuzla konuşmasına birkaç örnek;

Bir yerin acıyor mu? Karnın ağrıyor mu? Mırıltı şeklinde; Biyerim acımıyoo. Karnım aglımıyoo.

Doktor Teyze kulağa gıdı gıdı yapan aletin ışık kaynağını gösterdi ve “Ada’ya anlat, Doktor Teyze mikropların yerini öğrendi, ilaç yazdı diye.”

Biz neden bezimizi bu kadar çok seviyoruz?

Bez değiştirmek tam bir savaş haline dönüyordu. Daha küçükken onu oyalamak için sesli objeler veriyorduk eline, zamanla çıngıraklı oyuncakların yerini ilginç objeler aldı ancak büyüdükçe direniyor, ayağa kalkıyor hatta tekmeliyordu. Sırtüstü yatırmak, etrafa bulaştırmadan bezi değiştirmek için sabrın ve enerjinin yanında şansa da ihtiyaç duymaya başlamıştık.

Kaka olmazsa bez değişimi de olmaz

Kendince protesto etmeye başladı kakasını yapamamak için tutu, tutukça kaka katılaştı bu seferde yaparken acıttığı için yapamadı veya yaparken canı yandığı için daha çok tuttu derken bu böyle kısır bir döngü haline geldi.  Bir ara kılcal damarlar zorlamadan dolayı çatladığından kakasında kan gördüğümüzde hemoroid mi oldu diye yüreğimiz ağzımıza gelmişti. Sıvı tüketimi, kayısı vb malesef işe yaramıyordu bu yüzden ilk sorumuz bezini değiştirtmiyor ve bezinden vazgeçmiyor ne yapabiliriz? Eskiden bezler rahatsız olduğu, acıttığı için çocuklar çabucak kurtulmak istiyordu. Ancak şimdi öyle değil, bezler uzun süre kuru tutuyor, yumuşacık, hareket özgürlüğünü kısıtlamıyor, kaşındırmıyor. Yani neredeyse bebeklerin yaşam konforlarını arttırıyor. Doğar doğmaz ilk sahip olduğu şeyin bez olduğunu da düşünürsek (sonra zıbın, body falan) iki sene sonunda vücudunun bir parçası haline gelen, güven veren bezi tabi ki vermek istemiyor. Bez çıkınca kendini berbat hissettiğine de eminim. Bir uzuv haline gelen bezini almak için gerçekten ikna etmek gerek. Birçok kitap almıştık. Bunlardan birkaçı tavsiye edebileceğim nitelikte faydalı. Konuşmalarımız telkinle karışık baskı uygulamayacak nitelikte örneklemelerle olsa da sonuç alamadık. Ancak asıl şaşırtıcı olan doktorumuzun bilinç altına oynattığı oyundu. Kuzumuz yokmuş gibi sanki babasıyla sohbet edercesine “bu bezler çok pahalı”, ” bu beze para vereceğimize ona biz elbise, oyuncak alsak çok daha iyi olur” konuşmaları yapılacak. Hatta bir gün kasiyerle anlaşacağız. Sevdiği oyuncak ve bir de bez alacağız, ancak kasada para bir tanesine yetişecek ve biz mecburen bezi tercih edeceğiz. Baskı uygulamadan, abla olduğuyla ilgili örnekler vereceğiz, kendinden büyük ablasının tuvalet ihtiyacını gidermesine şahit olmasını sağlayacağız ve hatta bu başarıyla ilgili özendirici bir seramoni de hazırlayacağız. Alıştırma sürecinde klozet bir şekilde içine düşüp nereye gideceğini bilmediği bir delik korkusuna dönüştüğünden kullanmayı reddediyordu.. Lazımlıksa bizi kullanacağı bir seçenek haline dönüşmüştü. Uyumak istemeyince çişim geldi diyerek lazımlığa oturmaya çalışıyordu. Bu akıllı bidikler bizim zayıf noktamızı öyle iyi biliyor ki çok güzel kullanıyorlar. İleride doyumsuz, mutsuz bir birey olmasın diye her istediklerini almamalıyız, yapmamalıyız. Bu şekilde minik rollerimizi ezberleyip muayeneye devam etmiştik.

Çok kötü kızarık olan boğazın hararetini dindirmek için hastane ortamında tek doz antibiyotik iğne olmuştuk ve hızla toparlanmasını sağlamıştı. Burnu akmaya başlamıştı ancak hala tıkanıktı, 3×1 şeklinde soğuk algınlığı  ilacı kullanmaya başlamıştık. Yaptırdığımız jeli yemekten önce şiş diş etlerine, yanak içlerine sürdükten sonra diline de bir iki damla damlatıp biraz da boğazını rahatlattık. Yemekten sonra boğazının ağrısını dindirmek için tadı neffis olan uzun aparatlı afamit jel (süperdi) sürdük. Hatta birkaç gece boğaz ağrısıyla uyanıp ”anne boğazıma o uzunlu şeyden sül, çok acılooo” demişti.

Ve en sevdiğim kısım, kuzunun ölçüleri;

6.9.2011 / 28.5 ay

Boy ölçüsü %75 lerde giden kızım benden daha uzun olacak yupiiiii….kilo idare eder %93 lerdeyiz :)

Ağırlık: 15 kg Boy: 93 cm

Geç kalmış olan bu yazıda tuvalet eğitimi konusuna ucundan değinmiş olduk. Bu patikadan aynen devam edebiliriz.

Mutlu olsun bezssiz, özgür küçük totolar…

Read Full Post »

Hastane Macerası ve Öpücük Hastalığı

Kuzumun artan halsizlik şikayetine, akan burun ve çapaklanan gözler de eklenmişti. Yemek yiyemeyen, yese de ardından kusan ve son olarak da karnım ağrıyooor diye ağlamaya başlayan kuzumun durumu hızla kötüleşince hemen doktorunu aradık. Bingooo! doktorumuz yurtdışındaydı…

Kızımın teşhis aşamasında uzun testlerle hırpalanmasını istemediğimden tavsiye edebilecekleri doktor var mı diye arkadaşlarımı aradım. Malesef haftasonu gidebileceğimiz tanıdık bir doktor ismi alamadım. Panik bir anne değilimdir, kızımın özellikle hastane ortamına mümkün olduğunca az girmesine gayret ederim ancak şikayetleri karşısında korkup ani bir kararla özel bir hastanenin aciline götürdümHastanelerde en şaşırdığım zamanlardan birisi “sizinle hemen ilgileniyorlar” denmesine karşılık o hemenin en az 30-45 dk arası olmasıdır. Acilde beklerken tedirgin olan kuzum yüksek ateşine karşılık yarı baygın şekilde “annecim evimize didelim” diye yalvarmaya başladı ve yavru bir koala gibi boynuma yapıştı. Nihayet yanımıza gelen tatlı ve fazlasıyla sakin doktor hanım, kızımla ilgili farklı noktalara dikkat çekmeye başladı. Örneğin; kızınız bir anda mı kilo aldı, hep böyle şişman mıydı? Apandisit olabilir mi? Şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak “kızım şişman bir çocuk değil ve buraya geliş sebebimizde şişmanlık değil” diyebildim. (Kendi doktorumuzu o yüzden çok seviyoruz. Teşhisi ve tedavisi seri şekilde oluyor). Ultrason istenmesi ve idrar testi için çiş torbasının takılması bizi epey bekletti. Sonra birden doktorumuz oldukça uzak bir yerden geldiğimizi öğrendi ve antibiyotik yazıp bizi eve gönderme tavsiyesinde bulundu. “peki idrar sonucunu görmeden antibiyotiği neye göre veriyorsunuz” un cevabı malesef gelmedi. Neden istendiğini bilmediğimiz ultrasonda karnındaki lenf bezlerinin şikinliğinin dışında neyse ki ciddi birşey görülmedi.

Acile giriş çıkışımız dört saat sürmüştü ve sonuç almadan, hastanede geçmeyen sigorta poliçesi sebebiyle neredeyse kaçacağımızdan şüpheleniliyormuş gibi davranışların ardından faturamızı alıp mutsuz bir şekilde evimize gittik. Gece arayıp tahlil sonuçlarını bildireceğini söyleyen doktorumuzun bizi daha kapıdan çıkmadan unuttuğunu anlamamak için fazlaca saf olmak gerekliydi. Bazı özel hastaneler dinlenme merkezleri tadında hareket edince onların rahatlığı hasta yakınına pozitif şekilde yansımış olmuyor malesef.

Pazartesi ilk iş doktorumuza koştuk. Cumartesi günü yaptığımız hastane maceramızı anlattık. Tabi hemen “bu çocuk şişman değil ki” diyebildi. Neyse şanslıymışsınız ki artı başka testlerde Defne’yi daha fazla yormamışlar. Aciline gittiğimiz hastanede ateşimizi kontrol altına almıştık ancak sonrasında iyileşme olmamıştı. Ağızda yara, üç gün ateş, burun akıntısı, kusma, ishal şikayetimizin yanına sırtta minik döküntüler de eklenmişti. Tüm şikayetler “öpücük hastalığına” işaret ediyordu. Burada en hassas konu dalakta yırtılma olabileceği ve bu hastalığın gerçekten çok ciddi oluşuydu. Pazartesini bekleyemediğimiz ve koktuğumuz için Pazar gecesi başladığımız antibiyotik tedavisini 5 güne tamamladık. Emin olmak için idrar testinin yanında bir de kaka testi yaptırdık.

Öpücük hastalığı adı gibi özellikle yetişkinlerden temasla geçen ve neredeyse herkesin ömründe bir kere geçirip bağışıklık kazandığı ve içinde olduğumuz ayda çok yaygın olan bir hastalıktı. İki hafta sonunda kuzumuz daha iyi oldu ve toparlanmaya başladı. Çok şanslıdık kuzunun bünyesi kuvvetliydi. Başka bir arkadaşımızın oğlu hastanede yatmak ve iki ay boyunca çok dikkatli olmak zorunda kalmıştı. Zıplamak dahi yasaktı. Kuzumun şikayetleri başta basit bir soğuk algınlığı gibi göründü, daha sonra ileri derecede alerjik reaksiyonu andırdı ki zaten bizi yanıltan o oldu. Ucuz atlatmışız diye şükrettiğimiz bir dönemdi.

Neyse muayenemize dönersek aralıklarla yaptırdığımız için merakla beklediğimiz boy kilo gibi ölçümlerle kuzumuzun rakamsal değerleri şöyle.

2-5.5.2011 (24.5 aylık), Ağırlık: 14400, Boy: 88.0 cm

İshalimizin bitmişti, günde bir iki defalık yumuşak kakamız vardı. Ayrıca sırttaki minik döküntülerde artma olmamıştı.

Özellikle sabahları olan kuru balgamı yumuşatan ilaç ve  öksürük şurubu tedavi süresince dönüşümlü kullanıldı.

Bir türlü gelmeyen yazdan şikayet etmiştik. Gerçekten havalar çok kötüydü ve alerji şikayetlerimiz burun tıkanıklığı, akması/öksürük şeklinde kuzumuzda had safhadaydı. Bu sebeple sprey ve sabaha karşı oluşan öksrüğümüzü kesen alerji şurubumuz (yatmadan önce içtiği) 3 ay daha kullanılacaktı.

İki yaş kontrolü döneminde olduğumuzdan da yeni aşımız var mı diye merak etmiştik.
Yuvaya giderken hepatit A aşısı yaptırın, bunun dışında en yakın aşınız 4 yaşında, diğerleri tamamlanmış. 4 yaşında zatürre aşımızı yenileyeceğiz dedi doktorumuz.

Son bir sorumuz da balığı reddediyor ne yapabilirizdi.
Hemen iştahının nasıl olduğun sordu doktorumuz, çünkü vitaminlerin içindeki çinko iştahını arttırıyor. Ancak bizim kuzunun sadece hastalık döneminde iştahı azalmıştı. Balık yağı olarak pedivit şurubu konsantre olduğundan günde 2.5 ml (yarım ölçek) sürekli olmamak kaydıyla tavsiye etti. Yani bir gün C vitamini ağırlıklı vitagil, bir gün omegalı balık yağı şeklinde.

Muayene serüvenlerimizi hatırlayınca size bu kontrolümüzdeki muayene diyaloglarından aktarmak istedim. Aynen şöyle;

• Doktor Teyze aaalo alo yapacak, bak bi daha alooo (çıplak bedeninde gezinen steteskop), gıdı gıdı kuuulak gıdı gıdı, gel bide bu kulağa bakalım (ışıklı olanından), aferin çok güzel, şimdi çak yap.
• Ağzını açıp eeee yap, eee kocaman, yukarı kaldır kafanı aaa yap, çok güzel. Yerim seni ah çok tatlısın. fiimdi dişlerini sayalım aaaaa yap bakalım, Doktor Teyze baksın bakalım. Şimdi çak yap, Doktor Teyze seni çok seviyor. İlaçlarını çok güzel içmişsin, çok güzel muayene oldun.

• Doktor Teyze ziyaretimiz bay bay hoşçakalla bitterken kuzumuzun “koyay gelsin” dilekleriyle kucakta kaçar gibi değil, yürüyerek bitti.

Evet planladığımız büyük doğum günü partimizi iptal edip evde mini bir kutlama yapmıştık. En sevdiği kayu (caillou), kuzu ve civcivle birlikte bol köpüklü banyo küvetinde yapılan şekerlemeli pastanın tadına bile bakmamıştım. Sağlık olsun…

İyileştikten sonra kaç yaşına girdiği sorulduğunda diğer parmaklarını açmamaya gayret ederek yüzünüze doğru uzattığı iki güzel parmaklara bir de “ikiiiiiii yaşındayım” diye eşlik eden cıvıldaması herkesi uzun süre güldürdü. Ayrıca artık her türlü pasta, hediye paketi ve mum gördüğünde hemen iyi ki doğdun şarkısı söylemeye başlıyor. Babalar gününde dedesine hediyesini verirken de iyi doğdun şarkısını söylemişti. Babam öyle duygulanmıştı ki neredeyse hüngür hüngür ağlayacaktı.

Sevgiler.

Read Full Post »

çocuk diş etinde lezyon

Çocuklara yeni birşeyi öğretmek için sevdiği kişiler örnek gösterilince çok daha hızlı sonuç alınıyor. Zaten örneklemeyle taklit etmek için model arayışındaki miniğin işini kolaylaştırmış oluyorsunuz.

Caillou, nam-ı diğer Kayuuuu, davranış örneği açısından iyi bir kaynak olmuştu bize. Konuşmalar düzgün, hareketler doğru, sebep sonuç ilişkisi açısından güzel tanımlamaları var. Örneğin yarışmalarda kazanmanın güzel olduğu ancak asıl önemli olanın ödülden çok, iyi vakit geçirip eğlenmek olduğu vurgalanıyor. Tabi yarışma esnasında yeni birşey başardığında da kendiyle nasıl gurur duyduğunu hoş bir dille aktarıyor…

Diş fırçalama alışkanlığı kazanması ve  dişlerine iyi bakması konusunda sık sık Caillou bölümlerine benzer, öğütle harmanlanmış konuşmalar yapıyoruz. Çikolata, kek türü yiyeceklerden tekrar istediğinde ilk sıraya dişlerinin çürüyebileceği ve onlara iyi bakması için bu tarz şeylerden çok yememesi gerektiğini anlatıyoruz (hiç yeme tavsiyesini küçük kulakları duymuyor). İkinci sıraya karnı ağrıyacağını koyuyoruz ve içimizden üçüncü sırayı gereksiz yere şeker yüklenip sağlıksız şişmanlarsın diye ekliyoruz.

Dişlerimizin neredeyse tamamı çıktı ve fevkalade düzenli fırçalandığını söyleyemesem de (ancak taklitçi minik elinize fırçanızı gördüğünüz an mantıklı mantıksız hemen atlayıp “ben de dişlerimi fırçalayacağııııııım” diye zıplıyor) bakımı konusundaki hatırlatmalarımın düzenli olduğunu gururla söyleyebilirim:)

konuyu dağıtmadan,  doktorumuzun lezyon konusunda hızlıca yaptığı geri dönüşünü  aynen aktarıyorum.

2. sıra azı dişlerimizin çıkmasına yakın, damağında tesadüfen farkettiğimiz minik bir et parçası bizi telaşlandırınca hemen bir fotoğrafını çekip diş doktorumuzun email adresine gönderdik. Yorumu şöyle oldu:

Kızının minik ağzındaki bu ufak oluşum çok büyük ihtimalle çok kısa bi süre içinde oradan gelecek olan 2. süt azı dişiyle ilgili. Güzel kızının daha sert gıdalarla beslenmeye başlaması ve bunları o bölgedeki diş etiyle çiğneme çalışması sonucu oluşmuş bi fibröz doku gibi görünüyor. Yani hiç önemli bir şey olduğunu düşünmüyorum. Rahat olabilirsin. Eğer diş etinde mor bir görüntü oluşmuş ve diğer taraftaki diş sürdüğü halde bu diş çok gecikmişse o zaman bi bakmakta fayda var. Şu durumda rahat olabilirsin :)

en kısa zamanda görüşmek üzere, sevgiler…

Bu arada herşey yolunda gitmezse diye  hemen kızıma konuyu örneklerle aktaracak bir kaynak aramıştım ve en sevdiği çizgi film karakteri olan Caillou Dişçide kitabını bulmuştum. Birkaç defa keyifle okuyup diş hekimiyle tanışma ve diş hekiminin ne yaptığıyla ilgili fikri olması için örneklemelerde buldum. Kitabın adı aynen “Caillou dişçide” ancak konuyu doğru şekliyle Diş Hekimi olarak anlatıyor:)

Zaten 3 yaşında diş kontrolü için İlker abisiyle (bizim için tüm doktorlar abi, teyze, abla) tanıştıracağız. Ağız ve diş sağlığı konusunda ne kadar bilinçli olursa gülümsemesindeki parlaklık ve sağlığı o kadar yerinde olacaktır (umarım).

Diş hekimi fobisi çocukluğumuzdaki kötü başlangıçların devamı olduğu için ilk tanışma güzel olmalı…

Ha, bir de sağolsun İlker cevabıyla içimize su serpmişti zaten ama minik diş bizi iki hafta bekletmeden sağlıkla uzayınca oradaki minik oluşuma da güle güle dedik, endişemiz çabucak uçup gitti. Eklemeden geçemeyeceğim; Diş hekimi tavsiyesi isteyen arkadaşlarım normal doğum yapmış olduğum için, benim “harikadır” cevabıma güvenememişlerdi. Bu yüzden “eşim de çok memnundu” diye eklediğimde “hah şimdi oldu” şeklinde rahatlamışlardı. Acı eşiği kadınlara oranla daha düşük olan bir erkeğin memnuniyetine güvenmeyi tercih etmişlerdi. Bana da hijyen konusunda güvenirler:) Tekrar teşekkürler İlker ve tanışmamıza vesile olan iş arkadaşım Nilay’ım.

kuzularınızın inci gibi gülüşleri eksik olmasın.

Sevgiler:)

Read Full Post »

defne buyuyorKimliğimi buluyorum, bebeklerimle oynuyorum

Kuzumun doktora gittiğindeki çılgınlığa dönüşen ağlama ve tepinme krizlerinin dolayı içimden “allahım lütfen mutlu girip, mutlu döneceğimiz günler gelsin ve ben doktor randevumuzu kuzumla mücadele anı olarak görmeyeyim” şeklide dualar etmişimdir. Evet gerçekçi birisiyim ve kızımın canı yandığı için ağlamadığını biliyorum, evet bunlar geçecek ve doktorumuzun söylediği gibi buraya hoplaya zıplaya ve daha çok merakla geleceği zaman çok yakın. Ama ben da sakince gelip, sakince günüme devam edeceğimiz bir muayine süreci istiyorum. Uzayıp giden ağlama töreninde kızıma susması için otoriter ses tonuyla ihtar verince bekleme odasındaki diğer annelerin “ufak tefek ama ne kadar da sert bir anne, ne gerek var çocuğa böyle çıkışmasına” dediklerini duymasam da gözlerinden anlayabiliyorum.

Ya çok içten diledim yada kızım büyüdü. Bu ay hiç beklemediğimiz bir anda hayalini kurduğum keyifli muayine sürecini yaşadık. Tadı damağımda kaldı, çıkışta ayaklarım yerden kesik, ağzım kulaklarımda öyle saftirik yürümüşüm ki kızıma bakan ablası İlkay “keşke hep böyle geçse, öyle güzel görünüyorsunuz ki” deyiverdi. Demek ki her çıkışımız da sıkıntıdan yanına yaklaşılmayacak küçük bir bombaya dönüşüyormuşum.

Kuzum 19. ayında hastalanmıştı ve doktorumuzun kapısını ateş, burun akıntısı, hırıltı ve balgamlı öksürük şikayetiyle çalıvermiştik. Tabi öncesinde belirtileri takip ettik ve doktorumuza bilgi verdik. Gözyaşlarımız eşliğinde biten fiziksel muayenede sert ama kararlı ses tonumla “kızım bak Doktor Teyze senin hakkında konuşacak, istersen birlikte dinleyelim” dediğimde inanamadım ama yavaşça sustu. Şaşkınlığımızı belli etmeden Doktor Teyze’yi dinlemeye başladık.

Neden ağlıyorsun? Doktor Teyze senin kulağına gıdı gıdı yaptı, ağzına gıdı gıdı yaptı şeklinde konuşmaları bisküvi ister misin? diye uzattığı mamamızı kuzu uzanıp direk elinden alınca köprülerin atıldığını anladık ve gülüşmeye başladık. Birbirleriyle mıkı mıkı konuştular, tokalaşıp çak dahi yaptılar. Acayip mutlu bitirdiğimiz o günün devamının gelmesini diledik.

Kuzumuzun 8 dişimi var, 4 azı dişi çıkıyor. 13.400 kg ağırlığında ve boyunu ölçemedik ama tahminen 84 cm.

Hastalığından dolayı bir hafta Ceclar (2×4 ml) ve Benical (2×1 ölçek) kullanmaya başladık. Vitagil (2×1) ve kış boyunca koruyucu olması için imuneks (1×1) almaya başladık. Zaymafloru (flor) 1×1 tüm azı dişleri çıkana kadar kullanılmaya devam edeceğiz. Bir hafta sonra tekrar gittiğimizde ilaçlarımıza allerji burun spreyi (1×2 pıst) ve öksürük şikayetini tedavi etmek için gece yatarken kullanacağı Zyrtec  (1×1/2 ölçek) eklendi. (ilaçlar kuzumun hastalığına özel doktoru tarafından verildi. Buraya sadece bilgi amaçlı iletilmektedir. Kesinlikle tavsiye niteliği taşımamaktadır)

19. ayındaki hastalığı tamamen iyileştikten sonra kontrole gittiğimizde 21. ayındaydık. Huysuz olan kuzum çok haklıydı. Tam arabadan inmek üzereyken kustu ki küçük bir çocuk için kusmak  anlaması güç ve ağlaması için yeterli sebeplerden olabiliyor. Tabi arabada 4 kişi olmasına rağmen benim tepemden aşağı kusması da benim şok olmam için yeterli sebep oldu ama arabayı, Defne’yi ve kendimi temizleyip rahdevumuza yetiştik. Çok kısa, çok yorucu bir randevuydu. Eski usül çığlıklar arasında yanlızca birkaç şey öğrenebildik.

Birincisi aklınıza gelmese de keşke birisi bir sonraki kişinin randevusuyla değiştirebileceğimizi ve kızımızı biraz sakinleştirip muayineye öyle girmemizi söyleseydi. Burada başkalarını bekletmemek için kesinlikle tecrübesiz davranıp birbirimizi yorduk. Bir diğeri kuzumuzun boy ve kilo oranı orantılı yan yana gitmiyormus. Boyu 85 cm ile %75’lerde giderken o sevilesi, mıncıklanası önden giden tatlı göbeği 14.760 kg ile %98’lerle yarışıyormuş. Bu yüzden yemek yanlarındaki makarna pilavı kesmiyor ama azaltıyoruz. Zaten gece beslenmesini tuvalet eğitimi ve diş çürümesi gibi iki önemli sebepten dolayı kaldırmamız gerekiyor. Çünkü gece uykusunun tuvalet yüzünden sık sık bölünmemesi için sıvı alımını yatmadan önceki saatlerde kesmemiz gerekiyor. Ayrıca çoğalan dişlerimizi de süte karşı korumalıyız. Çünkü artık 10 diş var ve 2 tane azı dişimiz de yolda. (19. aydaki 8 dişimizi blogda yazamadan 10-12 şeklinde hızla çoğaldılar)

Bu ay kimliğini bulması açısından önemliymiş. Kız çocuklarında pek görülmese de erkek çocuklarda kız erkek ayrımında problem yaşanabiliyormuş. Bu ay birkaç arkadaş edinsin dediğinde “zaten birsürü var” dedik. İyi güzel çünkü kadınlar ve erkekler arasındaki farkı (pipi olayına girmeden) kabaca bilmeli.   “küçük meraklı bir çocuğu sorduğu soru kadar cevap vermelisiniz. Daha detaylı ve daha fazla değil”

Özellikle etek giyin, makyaj, takı benzeri erkeklerden bariz ayrılan tarzı görmesini sağlayın. Kafasındaki renkli tokalarla, kolundaki bilezikleri görünce “bunları zaten uygulamışsınız” diye ekledi doktor teyzemiz.

Son bir aydır çok ciddi şekilde bebeğiyle evcilik oynadığını, onunla yaptığımız herşeyi detaylıca onun da bebeğiyle yaptığını söyledik. Ninilerle “uyu bebeeeet” uyutuyor, banyo yaptırıyor “baba su sıcat, -biraz hayali su eklenip- simdi ıyık”, su bitti –banyo bitti- simdi “havvu kuvulan” şeklinde tüm detayları yansıtıyor.

Arkaşları arasındaki tek uğur böceği olan kuzumu yaşıtlarıyla karşılaştırma şansımızda olmayınca bebekleriyle olan bu bağlılık bizi bazen ürkütüyordu.. çok aşırı mı diye soralım derken tam tersi iyi birşey olduğunu öğrendik.

Küp şeklinde 6 parçalı puzzle, boya, hamur gibi oyunlara devam.

Onu evcilik oynarken seyretmek acayip güzel, bize az biraz da olsa dünyasında rol alma fırsatı sunuyor.

Vitagil, zaymaflor, imuneks, zyrtec ve burun spreyi kullanmalarımız aynen devam ediyor. Kışı geçirdiğimiz an bırakıp normal devam edeceğiz. Allerji engelini tam olarak aşamadık ama hiç olmazsa daha da ağırlaşmadı. Bu kış geçen yıla oranla daha az hastalandı (tahtaya tık tık) ve canı yandığında bunu kendi ifade ederek bize yardımcı oluyor “disim acıyooooo”.

Defne kadar kızı olan arkadaşımın doktoru (ottanuuuus) çocuğunuzu çanta gibi yanınızda taşıyıp, bazen zorda olsa heryere götürüp mümkün olduğunca değişik şeyler yaşamasını sağlayın tavsiyesinde bulunmuş. Bu sayede çok şey öğrenecek ve değişik davranışları benimseyecek demiş. Gerçekten öyle, her yeni şeyi günlük hayatına nasıl güzel ve hızlı dahil ettiğini görünce ebebeyin olarak insan farklı güzelliklerle tanıştırmak için sabırsızlanıyor. Hatta görev tayin ediyor. Pek tercih etmesemde AVM’lere ilk gittiğimiz zamanları hatırlıyorum. Mağazadan çıkarken inadıyla yerlerde sürünüyordu, şimdi sabırla anlatınca ikna olabiliyor. Sonunda uyumu için kuzuya teşekkür ediyoruz.

Hepinize birlikte geçirdiğiniz keyifli zamanlar diliyorum.

Sevgiler…

Read Full Post »

suya ilk adimAlerjik kırmızı döküntü – deniz, kum ve güneş

Heyecanlıyız… Kuzumuzu deniz, kum ve güneşle tanıştıracağımız bir tatil planı yapmıştık ve geri sayım başlamıştı. Gideceğimiz yer çok sıcak olmasın diyerek Ege bölgesini tercih ettik, eşimin gönlünü hoş tutmak için de tarihi mekanlara yakın olmasına özen gösterdik. Daha geniş bir yaşam alanı ve kuzumuzun beslenmesinde ihtiyaçlarını karşılayacağımız mini bir mutfak olması için apart tercih etmeye karar verdik.


Tatil için bavul hazırlığı

Bavul hazırlığını yaparken ilaçlar, hafif yedek kıyafetler, 30 faktörü aşmayacak güneş kremi (kullanımı kolay olduğu için fıs fıs olanından), şapka, sandalet tarzı papi, denizde kullanmak için pampers’in özel bezi, sivrisinek kovucu, denize girdiğinde güneşten biraz daha iyi korunması için gölgelikli şişme bot almıştık. Yüzen fil karakterimiz kuzumla birlikte yüksek gölgesiyle babasını bile korudu. Deniz için sabah erken saatler ve akşam saatlerini tercih ederek güneş çarpmasından korunduk. Onun dışında bol bol sıvı da tüketti kuzum. Hafif yiyeceklerle rahatlatmaya çalışarak tatili eğlenceli ve problemsiz geçirmeye gayret ettik. Sonuç mu? Harikaydı. Sudan çıkınca ağlayan deniz kuzumuzun kendi gibi bir sürü küçük arkadaşı oldu, en çok da çikolata renkli arkadaşlar…  Arada paylaşılamayan kürek, kova çekişmesi de vardı ancak küçükler mücadele ederken büyükler çok çok güldü.


Deniz tatilinin ayrıca bir önemi daha vardı. Tatil öncesi 15. ay kontrolümüzden hemen önce kuzunun özellikle kollarında çok sık büyük kabartılar oluştu. Sonra bacaklarına doğru yayılmaya  başladı. Afyon’daki teyzesini ziyarete gittiğimizde kuru hava cildini hiç görmediğimiz kadar pürüzsüz hale getirmişti ancak İstanbul’a döner dönmez artan nem ve denediğimiz yaz meyveleriyle alerjimizin olmasını önce normal karşıladık. Ancak meyveleri kestiğimiz halde azalmak yerine artmaya başlayınca 5. 6. hastalık gibi döküntülü rahatsızlıklardan şüphe edip araştırmaya başladık. Kızamık dahil benzer hastalık belirtileri neredeyse bire bir tutacak gibiydi ama ateş ile birlikte dile veya yanaklara sıçrayan kızarıklıklarımız yoktu. Hatta kuzumuz hasta gibi bile değildi. Ama kabartılar öyle çok yayıldı ki kolunun rengi beyazdan koyu kırmızıya döndü. (Daha iyi görmek için yandaki resmi tıklayıp büyütebilirsiniz) Tam anlamıyla çapraz alerjik reaksiyonmuş. Yani daha önce bu derece etkilemeyen etken yeni bir sebeple karşılaşınca aşırı reaksiyon verebiliyormuş.

Kızarıklıkların tedavisi için tuzlu su banyosu kürü tarifi aldık. Süt banyosunu duymuştuk ama tuzlu su banyosunu duyunca baya baya şaşırdık. Kuzumuza duş aldırdıktan sonra durulamadan (banyo lifi yumuşak olmalı, bastırmadan ve çok sıcak olmayan suyla) kurulayın. Kovada yaklaşık 2 lt suya 2 yemek kaşığı gibi deniz tuzunu (markette bulabilirsiniz) atıp karıştırarak erittin. Deniz suyu elde ediyormuş gibi davrandığımızdan tuz oranı göz kararı (tadına baktım, ortalama turşu suyuna yakın). Tuzlu tuzlu kuruladıktan sonra mısır nişastasını krem haline getirip kuzununu vucuduna sürün, 5-10 dk sonra yıkayın. Kurusa bile suyu görünce hızlıca akıp gidiyor. Günde bir defa yaptığımız bu uygulamayla kızarıklıklar yatıştı ve deniz tatilimizin de katkısıyla iyileşti.

Not: Mısır nişastası sert hareketler yaptığınızda katı, yumuşak hareketlerde sıvı gibi davranıyor. Sakın bu bozuk galiba, ne biçim birşey diyerek tedirgin olmayın. İlüzyon gibi birşey. Hatta bir süre kendinizi tutamayıp oynayacaksınız da. Ayrıca kötü kokusu sizi rahatsız etmesin kuzunuz öyle kokmayacak.

Daha önceki 3’lü kremlerin yerini 4’lü kremler aldı. Bir ara bunların isimlerini de vereceğim size.

Kırık diş

Muayeneden bir hafta önce kuzunun üst dişinin birinin hafif kırık olduğunu farkettik. Herhalde hızlı hareket ettiği zamanın birinde dişinin üzerine düştü. Sanki biz bilerek kırmışız gibi çok üzüldük. İlk sorumuz da kırık diş için ne yapabiliriz  oldu. Bişey yapmamıza gerek yokmuş. Büyük bir bölümü kırılmadığından zamanla orası bilenir gibi bile olacakmış. Diyelim ki büyük bir kırık oldu… İşte o zaman sıcak soğuk olayına dişinin sızlamaması için dikkat etmekten başka birşey olmayacak. Bir de o diş kuzuyla çabuk vedalaşacak.
Kış gelip zaten eve kapanacağımızdan mümkün olduğunca dışarıda vakit geçirin ve gördüğünüz herşeyi öğretin. Oyuncaklarla kışın oynarsınız.

yuzucu_gozlukluDaha önceki yıllarda mevsimlerin geliş gidişiyle ilgili hiç olumsuz yorum yapmazdım. İlk defa bu yıl keşke kış gelmese dedim. Aslında kışı da çok severim ama kuzumun bahçede ağaçlara sarılıp konuşmasını, çimlerde yuvarlanmasını ve börtü böceğin iyice dibine girip çığlıklar atmasını seyretmeyi tercih ederim. Hatta bir sonraki bahara kadar özleyeceğim yegane anlar diyebilirim.

Neyse yeni mevsimlerde yeni güzellikler yaşamak dileğiyle…

Read Full Post »

araba koltugundaGelişim takvimi

Ağırlık: 11.380
Boy: devamlı kımıldayan bir tırtılı ölçmeye çalışmak gibi. Sonuç ?
Baş çevresi: 45.8
4 dişi var, 4 diş çıkıyor.

Gelişim: Desteksiz dikiliyor. 4-5 adım atıyor. Önceki aylarındaki gelişimine bakarak 1. yaş gününde yürüyor olacağına hepimiz inanıyorduk. Hatta doktorumuzun odasına yürüyerek girecektik. Doktorumuz ellerini bıraktırıp birkaç adım atmasını isteyerek yere basmasının doğruluğunu kontrol etmişti. Neden hala yürümediğine şaşırdığımızı dile getirdiğimizde “mutlaka bir denemesinde düşmüştür ve kendini kollamaya almıştır” dedi.

Hazır olduğunda yürüyeceğini biliyorduk ama dişler yavaş çıkıyor (diş anne-babadaki gelişim zamanlamasını yansıtabiliyormuş), yavaş yürüyor diye mızıldanmıştık:) ancak gereksiz bir şikayet… her kuzunun kendine has zamanlaması vardır.

12. ay aşıları: Priorix ve Varilrix (okuyabildiğim kadarıyla)

Soru cevap

• Priz vb uyarılarda “cıss” gibi tanımlar yerine ne yapalım, doğru mu hareket ediyoruz.
Bu sorunun temelinde “korkutma eylemi gerçekleştirmeden mi uyarmalıyız?” dı ancak aldığımız cevap aynen şöyleydi: “cıssı öğretmek  kırmızıyı, beyazı öğretmek gibi. ” Tabi ki yanlış olan şeylerde herkes tutarlı şekilde uyarmalı. Yani biri cıs derken öbürü aldırmazlık etmemeli veya bugün koyulan kural yarın çiğnenebilir olmamalı.

• Mamaya devam mı? gece 12 gibi besliyor sabaha karşı vermiyoruz.
İdeali 12’de beslenip sabah kahvaltısından önce tekrar verilmemesi. Küçük çocuklarda yetişkinler gibi 12 saat kadar açlığa dayanabilirlermiş. Tabi bizim amacımız kuzumuza açlığa dayanınıklılık testi yapmak değil ancak her gece aynı saatlerde verilen mama daha sonraki zamanlarda açlık hissi olmasa bile otomatikman uyanmasına sebep olurmuş. Tıpkı her öğlen aynı saatlerde yemeğe çıktığımız için bir süre sonra saate bakmadan karnımızdan gelen açlık ziliyle öğle saatinin geldiğini anlamamız gibi. Geceleri beslenme alışkanlığı ileride geceleri uyanma ve gece beslenmesini kaldırmak istediğimizde de zorlanmamıza sebep olabilmektedir (alışkanlığın zor kırılması).

• Alelrji ilaçlarını kullanmaya devam mı?
Alarji ilacımız olduğundan bu sorumuzu her ay mutlaka soruyoruz. Zaditeni 1 hafta  daha günde 1 kez kullanıp bırakacağız ve iki hafta sonra kan testiyle alerji kontrolü yapılacak. Bu testlerden önce de inek sütü alerji testi için 2 günde 1, günlük süt 5 dk karıştırılarak kaynatlacak ve yarı yarıya sulandırılarak içirilecek (bir bardak sütün yarısı su, yarısı süt şeklinde). 15 gün sonra tam süt verilecek. Yine aynı dönemde bal, yumurta beyazı ve patlıcan yedirilerek (15 gün boyunca) alerji kontrolü yapılacak. Ancak bu planımızı bir hafta sonra yüksek ateş, burun akıntısı ve öksürük şikayetiyle uygulayamayıp bir süre daha ertelemiştik.

Vitagil (2×5 ml) ve Zymaflour (1×1) diş güçlendiriciyi kullanmaya devam.

• 3 ayda bir gelinecek dikkat edilecek neler var?
Her ay gelmek öyle rahatlatıyormuş ki panik halinde insan yapılması ve yapılmaması gerekenler listesi verilmesini bekliyor. Ancak öyle bir liste yokmuş. Hatta kuzum birkaç gün sonra fena halde hastalandı ve üst üste iki defa (3-5.2010) gittiğimizde “bakın şimdi daha sık gelmeye başladınız, her hafta görüşür olduk” diye gülüştük bile.

• Tuvalet eğitimine başlayamadık. Bu bir soru değil, ıkına sıkıla yapılan itiraf gibi bişey…
Şimdilik tuvaletimizi nereye yaptığımızı ve banyoyunun ne işe yaradığını gösterebildik ama aktif bir eğitime geçemedik. Bu konuyla ilgili söylenecek pek birşey yok.

• Burun spreyi ve diş jelini ileriki zamanlarda kullanabilir miyiz?
Özellikle diş jelini ihtiyacımız olduğu sürece kullanabiliriz. Hatta etkisinin devam edip etmediğini kendi dişimizde deneyip, gerekirse yenilemeliyiz.

• Uyumadan önce parmağını emiyor, ne yapalım, nasıl yapalım?
“Eğer erkek olsaydı kendi haline bırakırsanız askere gidene kadar emer” diye esprili bir şekilde örneklendiren doktorumuzla duruma epey güldük. Aslında çocuk gündüz ve sürekli parmağını emmiyorsa endişe edecek bir durum yok. Sadece acıktığında, uyku öncesi ve diş çıkarken (kaşınma sebebiyle) emme dışındakiler ihtiyaçtan çok sıkıntı belirtisiymiş. Buna rağmen 3 yaşından önce bırakması sağlıklı olacağından eczaneden alacağımız acı oje sürerek duruma müdahale etmeye karar verdik. Yalnız bir arkadaşımız 2.5 yaşındaki kızında kullanmış, ama konuştuğu için de “parmaklarıma ne oldu benim” diye öyle şaşkın ve üzgün sormuş ki “biz ondan daha çok üzüldük o yüzden 3 yaşını beklememenizi tavsiye ederim” demişti.

Beslenmemizde mamayı kesip besleyici ve doyurucu muhallebiye geçiyoruz. Keçi maması her yerde satılmadığından aniden bittiğinde gerçekten zor durumda kalıyorduk. Aralarda muhallebi ve süt desteği bizi rahatlatmıştı.

• Komutlarımız daha karıştı.
Örneğin “git yatağın altındaki ….ni alıp gel, sandalyenin arkasındaki kutunun üstündeki ….ni getir”

Gelişim

Bu ay kuzumuzu el kaslarını geliştirmesi için oyun hamuru ve pastel boya kalemleriyle tanıştırmıştık. Oyun hamurunu ilk gördüğünde çekindi, dokunmak bile istemedi. Sonraları parça parça yapıp etrafa savurdu, pastel boyalarla birlikte onların da tadına bakmaya çalıştı. İlgisiz davranışlar, kısa süreli ama sık denemelerimiz, birlikte yaptığımız eğlenceli aktivitelere dönüştü. Önemli olan minik parmakları çalıştırıp kavrama, bastırma, çekeleme gibi  fonksiyonlarının gelişimine kaynak oluşturmak.

İlk pastel boyaları ağzına alacağı için tamamen zararsız ve özellikle yumuşak olmayan seçmiştik (Unicolor). Resim defterine attığı her çizgi bizim için ek bir mutluluk kaynağı oldu. Bu minik çizgiler için önceden bizim uğraştığımız çizimleri anlatmıyorum bile.

Sonuç en sevdiğimiz renk mor ve mavi…

Devamı 12. ay 2. bölümde…

Read Full Post »

Ördekli Tuvaleti 

Ağırlık: 10.630
Boy: 73.5 cm
Baş çevresi: 45.7 cm
Muayene bulgular: 4 dişi var, 4 dişi çıkıyor.
Gelişim: Destekle yürüyor.
Kaşıkla beslenme
Vitamin: Vitagil 2×5 ml, Zymaflor 1×1, Allerji ilacı 2×1/2 ölçek (1 ay daha) (kızımın gelişimine uygun doktoru tarafından kişiye özel olarak verilmektedir, tavsiye değildir, kendi  doktorunuzun yaklaşımı kuzunuza özel olacaktır)

Kuzum muayinede ağladığı için üzülüyor mümkün olduğunca hızlı halledip minik pınarlarındaki gözyaşlarını az akıtmaya çalışıyorduk. Zaten hop hop hop şeklinde giydirip doğruca dışarıda bekleyen ablaya teslim ediyorduk. Çünkü Defne odadayken kimse kimseyi duymadığı gibi kulağımızın dibinde koca bir teneke çalınıyormuş gibi oluyordu.

Her zamanki gibi doktorumuza gitmeden merak ettiklerimizi defterimize sıralamıştık.

• Yemek yemeyi çok seviyor, bu konuda sınır koyalım mı?

Favori yemekleri köfte, tarhana çorbası, dolma, yoğurt. Ağzını açması için kaşığın içinin dolu olması yeterli. Belki dokusunu, belki tadını sevmediği birkaç şey oluyor ki onları yoğurdun içine gömüp öyle yediriyoruz. Bazen peyniri bile yoğurdun içine saklayıp yedirdiğimiz oluyor. Çevremizden oburlukla ve kuzumuzun kilosuyla ilgili yorumlardan sonra doktorumuza sormadan edemedik. “Yemek konusunda biz abartıyor muyuz acaba?” diye. Anne babalarımızın azıcık süzüldüğümüzde neden yüzümüzün kaşık kadar kaldığını söyledip dertlendiklerini çok net anladığımızdan kuzumuzun yemeğini kısıtlamayı aklımıza bile getirmek istemiyorduk. Büyüme çağında iyi beslenmesin istemekle birlikte obezitenin kucağına da düşmeyelim di mi?  Aslında hesap çok basit; şekerli, yağlı, aburcubur, hamur işi yerine ihtiyacı olan vitamin, protein, kalsiyum ve karbonhidrat dörtlemesinden dengeli yemesiyle büyüme oranını kıyaslıyorsunuz. Zaten yemeğin fazla gelmediğini bir saniye bile yerinde durmayışından anlıyoruz (yakıt gerek di mi). Doktorumuz da herhangi bir kısıtlamaya gitmememizi söyleyince aynen devam dedik…

• Yatağına yastık koyalım mı?

Doğrudan hayır cevabını aldık. Hayır çünkü bebeklerin boyunları kısa olduğundan yastık tercih etmiyoruz, daha erken.

• Bahçede çiçeklerin arasında gezdikten sonra yüzünde kızarıklıklar oluyor. Ardından banyo yaptırıp 3’lü kremden sürüyoruz uygun mudur veya başka ne yapmalıyız?

E tabi polenler yüzünden kızarıklık olacaktır, banyo yaptırmanız polenlerden kurtulmanızı sağladığı gibi kremlerle de kaşıntılardan uzak tutup rahatlatacaksınız.

Üçlü kremimiz antialerjik, yanık deri tahrişi ve pişikler için… Bu kremleri avucumuza bir miktar alıp karıştırdıktan sonra kızarık noktalara masaj niteliğinde sürüyoruz.

• Ispanak, bakla (12 aya kadar vermiyoruz), bezelye, yumurta akı, yeşil mercimek, armut gibi alerji oranı yüksek yiyeceklerde alerji  testi ne zaman yapılmalı?

Alerjisi olan yiyeceklerin test tekrarını bir süre sonra yapabilirsiniz. Zaten 12. aydan sonra herşey serbest olacağı için otomatikman denemiş olacaktık.

• Keçi boynuzu pekmezi ayrıca çok yararlı diyorlar doğru mu?

Küçüğümüzün inek sütüne alerjisi olabileceğinden keçi sütü kullanıyorduk. Yanında günde 1 tatlı kaşığı da pekmez veriyoruz (portakal suyuyla verilen pekmezin emilimi daha fazla). Böylece kansızlığını doğal yolla engellemeye calışıyoruz. Aktara yolunuz düşerse eğer birkaç dakika vakit geçirin. Her türlü şikayet ve önlem için poşetlere az az formülize edilen karışımlar. Demlenip içilme tavsiyeleri falan süper bir detay… Zaten aktarın kendine has kokusu insanı başka biryere götürüyor. Yine bir aktar ziyaretinde keçi boynuzu pekmezinin mucizeleriyle ilgili uzun bir dinleti vardı. Tabi hemen biz de aldık ve kendimizce kuzumuza daha faydalısını yedirmeye başladık. Ancak bu pekmez heryerde bulunmuyor, buna karşın vicdanımın sesini bastıramadığımdan ne yapıp edip keçili pekmezi almaya çalışırken buldum kendimi. İşte bu yüzden  sorumun cevabı benim için çok önemliydi.

Tabi ki detaycılığıma karşın neredeyse gülümseyen bir tavırla hiç farkı yok keçi boynuzu, dut farketmez pekmez pekmezdir dedi.

• Salıncakta sallamak sorun olur mu?

Bayılıyoruz sallanmaya da, sallamaya da. Olur da keyifli birşeyi erkenden yaptığımız için kuzumuzun dengesinde sorun yaratır mıyız diye sorulacaklar listesine yerleştirdik.

Aslında sallanma denge fonksiyonunu geliştirdiği için faydalı da ve tabi ki çok hızlı olmadan ve güvenli olması şartıyla hiçbir zararı yok.

• Sürekli bahçede durmak istiyor ne yapalım.

Salın gitsin…

• Kafasının arkasında küçük (sol ensede) şişilik var nedendir?

Bu şişliği ilk farkettiğimde açıkçası ödüm patlamıştı. Bir sorun mu var, dengesini kaybettiğindeki düşmelerde mi meydana geldi falan falan. Veee rahatlatan cevap. Tabi ki olacak, olmalı. O şişlikler bağışıklık siteminin geliştiğinin işaretidir.

• Tuvallete kendi oturağında oturmaktan hoşlanmıyor, lazımlık mı alalım?

Büyük bir şevkle çok pahalı olmayan ama sevimli ördek klozet kapak aparatı ve uyumlu bir de tabure aldım. Tabureyi kısa tontiş bacaklar henüz kullanamasa da  sistemi anlaması için almıştım. Çevremdeki her tecrübe lazımlık kullanarak tuvalet eğitimi verdiğini anlatıp duruyordu. Hatta bir ara biz de alsak mı diye düşündük. Ama önce doktorumuza danışmayı tercih ettik. Yani lazımlık istiyorsanız alabilirsiniz ama lazımlıktan sonra klozete geçiş eğitimi olmasın diye önermemiştim dedi.

• 10 ayda reçetemize burun spreyi yazılmıştı. Kuzunun burnu tıkalıydı ve asıl önemlisi hırıltısı vardı. Birkaç gün kullandıktan sonra hırıltı geçmişti ama burun spreylerini kullanırken dikkatli olmak gerektiğinden spreyi ne zamanlarda kullanmalıyız diye sorduk.

Hırıltı yoksa sprey de yok

Menümüze tuzsuz zeytin, börek tost, krep, ev reçeli de var artık…

Saklambaç oynanacak, normal komutlara karmaşıkları da eklendi, sıcak soğuk, tüylü kaygan sivri gibi tanımlamaları kullanacağız.

Yeni çıkan dişlerimizin acısını azaltmak ve geceleri rahatlatmak için (carpol ve İbufen) kullanabiliriz.

Mızmızlanmaya karşı ses tonu ayarlanarak otorite kurulsa iyi olur. Ağlayarak mızıldanarak istediği şeyleri yaptıramayacağını belli etmeliyiz. Ağaç yaşken eğilir:)

Banyoya her girdiğimde ördekli tuvalet aparatıyla turuncu taburesini görünce çok mutlu oluyorum. Kuzumun büyüdüğünü gösteren sevimli temsilciler. Evin her köşesinde, aklımda, yüreğimde işaretlerin ve sen varsın kuzucum. Bu işaretleri büyüdükçe çekmecelere, dolaplara kaldracağız. İyisi mi şirinlikleri doyasıya izleyeyim.

Her anın tadını çıkartın:)

Read Full Post »

Kuzucum 18. ayını doldurdu (onsekizinci ay, çocuk onyedinci aylıkken başlar ve çocuk onsekiz olduğunda biter) ve 1.5 yaşında oldu. Kontrollerimiz 3 aylık periyotlarda olduğundan doktor yoluna elimizde soru listemizle birlikte daha bir heyecanla çıkar olduk. (Randevu saatini belirlerken uyku saatine denk gelmesin, aç olmasın gibi kuzumuzun keyif (eşref saati) anlarını gözönüne almaya dikkat ediyoruz☺)

Kuzumun doktor kontrolündeki kontrolsüz ağlama, çırpınma tepkisini yumuşatmak için eczaneden gerçek bir steteskop aldık ve birkaç gün öncesinden “Doktor Teyze’ye gidecegiz ve senin boyunu ölçecek, tartıda kilona bakacak ayyy ne çok büyümüş diyecek sanaaa… kulaklarına da bakacak, güzel dişlerini soracak sana, sen de ağzını açıp göstereceksin minik incilerini” tadında ön prova yapıp konuya kulak dolgunluğu yaratmaya başlamıştık. Bunca dolgunluk sadece birkaç dakika ağlamamak için kendini tutmasını sağladı ancak sonrasında yaygarayı bastı. Hatta yeni bir ağlama stili geliştirdi ve bunu bekleme bölümünde bakıcı ablasına uzun uzuuun gösterdi. Alkış yok, konfeti yok, baş ağrısı çok☺

Doktorumuzla aramızta minik bir yanlış anlaşılmanın yarattığı gerginlik dışında herşey oldukça iyiydi. Alerjisi yüzünden ertelemiş olduğumuz 15. Ay aşımızı olduk (synflorix) diğer aşımızıda ilk doz tarihine göre 7-8 Aralık için planladık. 15. ay kontrolünde boy ve kilomuzdaki düşüş bizim moralimizi bozmuştu. Kısa süreli beslenme listesindeki eksikliğin tamamlanması yüzümüzü güldürdü ve boy: 83 cm, kilo: 13.100 kg, baş çevresi: 47.4 cm olarak kuzunun desterinde kayıtlara geçti.

8 dişimiz var ve 4 azı dişimiz daha yolda. Bu azı dişleri çıkarken gerçekten minnoşumuzu yordu. Rahatlatmak için saat hesaplamasına dikkat ederek Carpol ve Ibufen (iki Carpol arası 4 saat – Ibufen arası 6 saat olmalı) verdik ve yemekten 5 dk önce jelimizi sürerek beslenmemizde aksaklık olmamasına çalıştık. Kış ayına girmemizle birlikte 15. Ayda ara verdiğimiz vitaminimize yine başladık (Vitagil 2×5 ml ), ayrıca “gündüz gece farketmesede ağızda eritilmesi çok önemli (direkt yutmaması gerek)” hatırlatmasıyla diş için Zymaflor 1×1 kullanımına devam notu defterimizde yer aldı.

Daha önce arkadaşımla konuşurken günde ½ ml’den fazla süt içirme uyarı almıştım. Aslında bizede günde yarım litre süt yeterli gibi geliyordu ama büyümedeki düşüşten hemen sonra gece sütüne birde kahvaltı sütü eklemiştik ve faydasını görmüştük. Ancak doktorumuza fazla süt içmesinin zararı var mı diye sorduk? Kalsiyum sadece sütle alınmıyor örneğin 1 dilim kaşar 1 şişe süte denk gelebilir. İlle süt içiricez diye düşünmeyin dedi. Ancak kuzumuz sütü severek ve kendi isteyerek içiyor. Eğer öğünlerini atmalasına sebep olmuyorsa verebileceğimizi öğrenince aynen devam ettik.

Günden güne bile değişik davranışlar sergileyen kuzu son birkaç haftadır hırslanınca elindekini ısırmaya başlamıştı. Örneğin eline aldığı kavanozu düşürmeden almak istediğimizde kavanozu veriyor ama hemen ardından kapağını hırsla ısırmaya başlıyordu. Evet hırs olayımız artarak devam edecekmiş. Aman ne güzel hem sevimli hem sinirli☺ Hatta zaman zaman bizi ısırıp, tokat yumruk karışımı dayak olayına girişebilirmiş. Ben o cümle ardından durumu hayal ettim ve kendime engel olamayıp gülmeye başladım. Bu dayak olayını otorite kurarak, kızımıza karşı saygı kazanıp durumun alışkanlık olmasına izin vermeden atlatmamız gerektiği tavsiyesini aldık. Bunun önemli bir konu olduğun okuduğumuz kitaplardaki örneklerden anlıyoruk. Kuzumuzun ne bizi ne de çevresindekileri ısırıp, cezalandırmasını istemediğimizden bu konuya özel ilgi gösteriyorduk. Evimizde ısıran kuzu istemiyoruuuuuz.

Son birkaç gecedir geceleri uyanıyor ve uyumada güçlük çekiyordu. Yeni diş faktörünü dikkate almazsak kendimde kıyaslayarak odasına fazla ışık geldiği için uyanıp bir daha dalmakta güçlük çektiğini düşünüyordum. Özellikle bazı çocuklar da yetişkinler gibi ışığa diğerlerine oranla daha hassas olabiliyorlar. Saatinden önce uyanmalara karşı sabah güneşinin vaktinden önce odasını aydınlatmasını engellemek gerekir. Hatta sokaktan gelen bu aydınlatma büyüme hormonunu etkiliyormudur diye düşündüğüm bile olmuştu. Çocuk ne uyandığında kokacak kadar karanlıkta, ne de uykusu açılacak kadar ayıdınlıkta uyumalı. Minik bir gece lambası veya daha kalın perde dengeyi kuracaktır.

Park yatak kuzumuz istediğinde minik yatak konumunda oluyor. Öyle bir sallıyor ki kesin devrecek diyoruz. Ancak henüz uyku olayını ayarlayamadığından kenarlıksız çocuk yatağından düşebilirmiş. Hele ki kuzu uyurken dokuz takla atıyor dediğimizde 5-6 yaşına kadar bekleyebilirsiniz ama çok istiyorsanız düşeceğini hesaplayarak yerlere minderler döşeyip zemini yumuşatabilirmişiz. Son modo, sevimli ve şaşırtıcı.

Bezini çekiştirip “popo popoooo aç” diyerek bezini zorla açtırıyor ve tarzan gibi elimizden kaçıp evde koşturmaya çalışıyor. Evet normal olan bu duruma birde burun deliklerine olan merak gibi kuku merakıda eklenecekmiş. Bu delikler nereye açılıyor… Merakı bazen ileri gidecekmiş öyle durumda farkettirmeden dikkatini dağıtmalıyız. Hatta bakıcı ablasına durumu anlattık ki farkında olmadan tepki gösterip (ayıp, pışşt napıyorsun bakalım hımm gibi) durumu karmaşık hale getirmesin.

Bu üç ay ilerideki kişiliğinini gelişimi açısından çok önemliymiş. Dikkatini toplamayı, konsantresini bozmadan başladığı işi bitirmeyi öğrenmesi ileride maymun iştahlı davranıp arkasında yarım bıraktığı işler listesi oluşturmaması için çok önemliymiş. Örneğin: Bulaşık makinesini boşaltırken zararsız şeyleri taşıyarak yardım etmesi, sebze ayıklarken işlemi bitirmeden kalkmamayı öğrenmesi… Masa kurarken ona tuzluğun yerini gösterip “bundan sonra bunları sen götürüp, yemekten sonra da sen getirip yerine koyacaksın” deyin. Birkaç gün sonra siz “ hadi masa kuruyoruz” dediğinizde siz söylemeden tuzluğu masaya yerleştirmeli.

Pastel boyalarla resim yapmaca. Biz buna 12 aylıkken başlamıştık. İlk aldığım pastel boyalar o kadar yumuşaktı ki hafif bir dokunuş bile heryerei boyamasına yetiyordu. Tabi ağza alıp tadına bakma dönemleriyle birleşince sakız gibi çiğnemesin diye Nova Color marka boyalardan aldık. Amaç kemiremiyeceği bir kalem tutuma arkadaşı edinmekti. Kızımla aralarında 1 hafta olan Boray arkadaşım tatlı kızı Okyanus için güzel bir yöntem uygulamış. Duvarları boyama merakına karşılık kocamaaan bir kağıt alıp (Carrefour’da varmış) uygun duvara yapıştırmış. Dğer kağıtları da oraya yapıştırmış. Okyanus’la birlikte resim yapmışlar ama hem duvara hem değil şeklinde. Sonra o resimleri evin başka bir noktasında sergilemişler. Evi ziyarete gelenler özellikle resimlere bakıp överek hevesini olumu yönde arttırmışlar. Hatta renkle elişi kağıtlarını buruşturarak top yapıyoruz sonra onlara bant takıp duvara yapıştırıyoruz. Bir süre sonra kuzusu annesinin söylediği renkteki kağıt topu seçip duvara kendi yapıtırmaya başlamış. Her taktir bir kucak veya öpücük demekse burada karşılıklı ödül sistemi çalışıyor demekter☺ Sırası gelmişken canım Boray’ıma buradan teşekkür ediyorum. İyi ki varsın…

Renkli hamurlardan hayvan figürleri yapıp onları birbiriyle konuşturmalıymışız. Kuzuya birkaç ay önce 1+ yaş hamurlarından almıştık. İlk gördüğünde dokunmak ne kelime yanına bile yaklaşmadığı gibi merakını da eline aldığı oyuncağıyla dürtme şeklinde gideriyordu. Şimdi ağzına almadan kendi mıncıkayıp sonrada parça pinçik ediyor. Ağzına almasa da gözümüz hep üstünde.

Büyük parçalı puzzle (4 ‘lü, 4 yüzlü küp gibi olabilir) bizde oynamak için kuzuyu bahane edeceğiz ☺ Tabi hergün yapılan parklardaki sallanma, tırmanma, inceleme aktiviteleri devam ediyor. Bi top yuvarlamaca, tekmeleme ve 3 tekerlekli bisiklete binme aktivitelerinden de büyük zevk alıyoruz.

Hepsi çok güzel en güzeli de her sabah uyanır uyanmaz “anneeee, babbaa” diye bize seslenmesi.

Read Full Post »

Evde çocuk güvenliği

Evimizin heryerinde oyuncakların olmasını eşim ve ben mutlulukla seyrediyoruz. Reklam filmlerinde kızını yatağına yatırdıktan sonra huzurla odasından çıkan annenin çarptığı oyuncaktan çıkan komik ses beni hep güldürmüştür.

Şimdi ayağımızın altındaki oyuncak, koltukta minderlerin arasına sıkışmış bir traktör, yerdeki kocaman turuncu köpek, mavi fil ve aslan arkadaşının süslediği mama sandalyesi, renkli legolar… Ortalığa saçılmış oyuncakları sepetine toplarken dokunduğun an şarkı söylemeye başlayan kurabiye kavanozu veya telefon beni zevkten mest ediyor… Etrafa saçılmış oyuncaklarınızı dilediğiniz zaman yorulmadan her daim toplayabilirim…


Evde görmeye alıştığım bir diğer şeylerde tüm dolap kapaklarına ve çekmecelere takılmış çocuk güvenlik kilitleri.
Banu’lar bize ziyarete geldiğinde eşi Serkan ayakkabı dolabındaki kilitleri görünce “bunları takmak için daha erken, neden taktınız ki” demişti. Aslında erken değildi çünkü kızım o minicik parmağının girebildiği her yeri deniyor ve açıyor, çekiyor, itiyor… Meraklı olduğu için ortalığı kurcalama durumu tıpkı yattığı yerden dönmesi veya emeklemesi gibi bir gün önce yapamıyorken ertesi gün bir anda yapabilmesiyle sizi şaşırtabiliyor. Bu yüzden emniyetli davranma alışkanlığını bebeğinizin ilk haftalarından itibaren kazanmalısınız. Yani “daha dönemiyor ki” diyerek asla yatağınızın, koltuğun üzerinde yalnız bırakmayın, mutlaka etrafına yastık koyarak güvenliğini sağlayın. Kızımn birkaç gün sadece sol tarafa dönme çabasının bir gün sonra hızlıca “pıt diye” ve sanki zaten hep yapıyormuş gibi başarıya dönüşmesine şaşırmıştık. İşte bu yüzden nasıl olsa açamıyor, çıkamıyor demeyin ve bebeğinizin sağlığı, sizin üzülmemeniz için önleminizi alın. Çocuklar çok çabuk öğreniyor, özellikle can yakıcı tecrübeler beyne hemen kaydediliyor. Ancak tecrübesini gözyaşlarıyla öğrenmesini istemeyiz.

Bebeğiniz öğrenme merakı sayesinde artık her an başını belaya sokabilir. Evde neredeyse güvenli bir ortam oluşturana kadar birsürü çocuk kilidi almak, değiştirmek zorunda kalmıştım. Satın alırken size yardımcı olacağını umduğum birkaç noktayı size aktarmak istiyorum :)


Hızlıca açılıp yine hızlıca yaslanma usulüyle kapanan çekmecelere sıkışacak parmaklar.

Büyük bir alışveriş mağazasından aldığım ortasında şefaf esnek bir lastik bantın olduğu “çok amaçlı çocuk kilidi” pek emniyetli olmadı. Çünkü üst ve altındaki geçme sistemini minik parmaklar açamıyor ancak esnek bantın esnemesi yüzünden parmaklarını sokabileceği bir aralık oluşuyor ki oraya parmaklar daha bir hırsla giriyor. Bu yüzden böyle bir ürünü tavsiye etmiyorum. Onun yerine daha köşelerden kapatan “çekmece köşe kilidi” kilitler daha güzel.

Ayrıca iki dolap kapağını açmayı engelleyen yapışmalı değilde takmalı kilitte kullanabilirsiniz. Doktorumuz kızınızın oynaması için eminyetli bir dolap oluşturun dediğinde hafif olduğu için renkli plastik süzgeç, yıkama kapları ve kırılmayacak nitelikte kepçe vb malzemelerin olduğu bir bölüm ayarladık. Ancak açıp kapatırken parmaklarını koruması için dolap kapağının aralık kalmasını sağlayacak şekilde 2 cm yüksekliğinde bir tampon (katlanmış kağıt havlu) yapıp bantla kapağın dolapla birleşme noktasına yapıştırdım. Bu tampon kızımın görüp sökmesini engellemek için üstte kapak sırtına yakın şekilde yapıştırıldı :) Bu tamponları hareketli metal rafların birleşme noktaları gibi detaylara da yapıştırdık. Kapaklara tampon yerine kapağa ve dolabın içine vidalayarak kullanabileceğiniz, açıldıktan sonra otomatik kilitlenerek kapağın kapanması engelleyen mekanizmalarda önerebilirim (e-bebek).

Dolaplardaki eşyaları seri şekilde boşaltmak için rastgele çekerken ona zarar verecek malzemelerin düşmesi, içmemesi, dokunmaması gereken malzemelere ulaşabilmesi. Dolap içlerindeki malzeme kutuları en üst raflara kaldırıldı. Banyodaki temizlik malzeme dolabına iki tane birden çocuk emniyet kilidi takıldı. Buzdolabına, ayakkabılığa da, birer engelleyici yapıştırıldı. Dışarıda dolaştığımız ayakkabılar çocuklar için altının çevrilip tadına baklası güzellikte eşyalar olabiliyor:)

Parmağını soktuğunda çıkartamayacağı minik delikler (çelik kapının menteşesindeki deliğe parmağını sokup çıkartmaktan büyük zevk alıyordu. Ama bir gün o parmak oraya girecek ve belki sıkışıp çıkaramayacak. Orayı hemen bantla kapatmıştık). Ulaşmak için merakla kurcaladığı yere bir süre ulaşamayınca eskisi gibi zevkli bir nokta olmaktan çıkıyor. Bir süre sonra oraya “zaten kapalı diyerek” uğramadığı bile oluyor:)

Tutunarak sıralama sırasında heyecanla ve kaslarını yeni keşfettiğinden kontrollü  kullanamaması sebebiyle dengesini kaybedip çarpabileceği köşeler. İkea, e-bebek gibi mağazalardan bulabileceğiniz şirin köşelikler mevcut. Bunları köşenin altına ve üstüne yapıştırabiliyorsunuz. Ancak ince (cam masa) alanlara sadece bir tane yapıştırabiliyorsunuz. Çünkü köşeliğin kendi mekanizması yapıştırılacak alandan daha kalın olunca yapıştırılamıyor. Ancak köşelikler önemli bir görevi yerine getiriyorlar…

Sesi keşfettiği için hiç sıkılmadan aynı yere vurduğu için kırılma ihtimalinin olduğu camlı kapılar, dolaplar. Salonumuzun kapısı camlı ve hareketliydi. Eşim küçükken evlerindeki vitrinin camından içeri girmiş. İzi hala belli oluyor. Bu anısını bildiğimden hiç çocuk olmamışım gibi hayretle çocukların nasıl tehlikeler yaratabileceğini ve sınır tanımadıklarını adüşünmüştüm. Kırtasiyeden aldığım şefaf folyoyu (tek tarafı yapışkanlı çok geniş bant gibi düşünün) kapının camına kızımın ilgisini çeken taraftan güzelce kapladım. Böylece kazayla cam kırılsa bile yapışkanlı bant sayesinde etrafa saçılmadan müdahale edilecek zaman kazanmış olduk. Ayrıca (e-bebek) kapının altına yerleştirdiğim mekanizmayla kapıyı sabitledim. Sabitleyicilerin çok çeşidi var (ikea) başka çeşitlerden de almıştım ama kapımın altındaki boşluk fazla geldiği için kullanamamıştım. En rahatı fotoğraftaki…

Prizler, kablolar. Evimizin prizlerini değiştirirken henüz aklımızda bebek sahibi olmak yokken bile misafirlerimizin bidiklerini düşünüp kapak ve ayrıca priz deliklerinin içinde kilit mekanizması olan prizler tercih etmiştik. Priz deliklerine aynı anda iki cisimi sokmayınca cisim deliklerden içeri giremiyor. Ekte resmi olan priz kapağını denemek için almıştım ancak kullanamadık. Çünkü priz kapağı içeri girdi ama çıkamadı. Yani prizi iptal etmiş gibi olduk. Evdeki priz derin geldiği için bizde uymamış olabilir. Yine de  başka mekanlardaki prizleri kurcalamasın diye kızımı prizlere yaklaştığında uyarıyoruz.

Ayrıca üzerine çıkıp zıplamaktan zevk aldığı koltuğunuzun duvarla arasındaki boşlukları içine düşmemesi için büyük minderlerle kapatmak. Ağzına atabileceği minik parçaların (bozuk para, tokalar vb) ortadan kaldırılması. Tabiki ağzına alıp kopartabileceği burunlu, gözlü oyuncak arkadaşlarını daha sonra ortaya çıkmak üzere yüksek raflara kaldırdık. Kıyafetlerindeki düğmelerde malesef çıkartıldı. Kıyafet seçimlerinde de merakıyla yarışacak pullu, düğmeli kopabilecek detayların olmadığı tarzlar seçiyoruz. Biliyoruz ki 2-3 yaşından sonra kıyafetlerini zaten kendisi seçecek J:)

Kızım masa veya mutfak tezfahı üzerindeki birşeye ulaşabilmek için parmak uçlarına kalkıyor ve kolunu mümkün olduğunca uzatıp tüm gayretiyle istediğine ulaşıyor (çabası taktirlik) Birkaç ay sonra tabure veya sandalyeye çıkarak daha yüksek yerleri kurcalama telaşına kapılacak. İşte o zaman özellikle mutfak için daha temkinli davranacağız. Yaz geldiği için bahçeye açılan balkon kapısını bahçeye çıkabilmek için her an kolluyor ki bir keresinde balkon kapısındaki yansımasından 30sn önce salonda olan Defne’nin bahçede olduğunu bizzat gördüm. Hızları insanı hayrete düşürüyor.

Balkon kapısı, apartman içindeki kapımızın hemen yanındaki merdiven boşluğuna ve bahçedeki kritik noktalara da uygun güvenlik sistemi düşünüyoruz. :) Sizler evinizin konumuna (yüksek katlarda pencere ve balkonlar çok çok önemli) ve eşyalara göre uygun çözümler üreteceksiniz. En basit uygulamaları paylaşmaya çalıştım.

Yavrularımızın her güzzeliğin tadını çıkarttığı güvenli zamanlar diliyorum :)

Gözünüz miniğinizin üzerinde olsun…

Sevgiler…

Read Full Post »

Older Posts »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 232 takipçiye katılın